24 Mart 2019 Pazar

"Genç Werther’in Acıları"- Goethe




📚Goethe'nin  25 yaşında, iki haftada kaleme aldığı,  Werther adındaki genç bir hukuk stajyerinin,  nişanlı bir kadın olan Lotte ile intiharına kadar olan süreçte  yaşadıklarını, hissettiklerini konu alan, Goethe’nin mektup tarzındaki romanıdır   Genç Werther’in Acıları .

📚Kitabın piyasaya çıkmasının ardından hem pek çok intihar vakası ile karşılaşılmış, hem de Almanya sokakları bir “Werther salgınına” uğrayarak, ortalığı mavi ceket, sarı pantolon giyen duygulu gençler istila etmiş😲


KİTABIN KÜNYESİ

Adı                 : Genç Werther’in Acıları

Orijinal Adı   : Die Leiden des jungen Werthers

Yazarı            : Johann Wolfgang Von Goethe

Çevirmen      : Mahmure Kahraman

Türü              : Mektup-Roman

Yayınevi        : :İş Bankası Kültür Yayınları

Sayfa Sayısı  : 126

Baskı             : 2011

Ülke               : Alman Edebiyatı


📚Johann Wolfgang von Goethe (1749-1832) Hakkında:
Alman edebiyatının dünyaca ünlü, en önemli yazarlarındandır. Hukuk eğitimi alan ve resim sanatına da ilgi duyan Goethe, doğa bilimleriyle de uğraşmış, araştırmalar yapmış, yazılar yazmıştır.

Dünya görüşünü ve sanat anlayışını aktardığı Şiir ve Hakikat en dikkati çekici eserlerinden biridir. Ayrıca Roma Ağıtları, Faust ve pek çok eseri yayımlandığı dönemde büyük ilgi görmüş, yazarın yüzyıllar süren edebi ününü pekiştirmiştir. 1774 yılında yazdığı
Genç Werther'in Acıları daha önce şiirleri ve oyunları yayımlanan Goethe'nin ilk romanıdır. Eser büyük bir ilgiyle karşılanmış ve 25 yaşındaki yazara kısa sürede bütün Avrupa'da ün kazandırmıştır.

KITABIN GİRİŞ BÖLÜMÜNDEN ALINTILAR
Bireysel özgürleşme ve aydınlanma sürecinin romanı olam "Werther" günümüze dek etkisinden ve öneminden hiçbir şey yitirmedi.

Goethe, dünya edebiyatının en etkili, en ünlü yapıtlarından birini henüz yirmi beş yaşındayken verdi.

Romanı okuyan bazı kişiler, roman kahramanı Werther'in etkisi altında kalarak yalnızca Almanya'da değil, romanın çevrildiği başka ülkelerde de intihar etmişler ya da intihara kalkışmışlardır.
Ama romanın okur üzerindeki büyük etkisi, konusuyla olaylar dizisinden ziyade, Goethe'nin dilinden kaynaklanmaktadır. Bir yandan ev, aile, arkadaşlık ilişkileri, köylü, hizmetçi gibi insanların günlük yaşamları günlük bir dille anlatılırken, bir yandan Werther'in tutulduğu aşk hummaları, coşku ve heyecanları, öfke ve sıkıntıları, duygu ve düşünce dorukları, müthiş bir söyleyiş ve anlatış tırmanışına geçiyor.

"Werther"deki halkçı-hümanist başkaldırı, Fransız Devrimi'nin hazırlık sürecinde burjuva ideolojisinin en devrimci anlatımlarından biridir.

Ve Lukacs'tan bir son saptama: "Goethe, kendi döneminin yaşamını bütün çatışmalarıyla birlikte bu aşk trajedisinde yoğunlaştırdığı için, "Werther'in Acıları" dünya edebiyatının en büyük aşk romanlarından biridir."

Wetzlar kentine gelen genç Goethe, 9 Haziran 1772 günü gittiği Volpertshausen'deki baloda Lotte Buff ile tanıştı. Lotte Buff, on dokuz yaşında olup dört yıldır, kendisinden on bir yaş büyük elçilik yazmanı Johann Christian Kestner ile nişanlıydı.
1772 yılının yaz aylarında Lotte Buff'e duyduğu aşk, daha sonra "Werther" romanının kıvılcımı olacaktı.
Oradan Frankfurt'a dönerek avukat olarak çalışmaya başlayan Goethe, tam Lotte'ye aşkını unutmaya çalışırken, Wet

KİTAPTAN ALINTILAR
geçmişi geçmişte bırakmak ve şimdinin tadını çıkarmak istiyorum.
*
dünyayı hile ve kötülükten çok, belki yanlış anlamaların karıştırdığını gördüm.
*
saygınlık bulmak için, sözde ayaktakımından uzak durması gerektiğini sananla, yenilmekten korktuğu için düşmandan kaçan alçak arasında bir ayrım yok.
*
Çocukların neyi, niçin istediklerini bilmedikleri konusunda, bütün yüksek öğretmenler ve hocalar hemfikirler; ama çocuklar gibi yetişkinlerin de bu yeryüzünde sendeleye sendeleye dolandıkları, onlar gibi, nereden gelip nereye gittiklerini bilmedikleri, aynı biçimde gerçek amaçlar için uğraşmak yerine, bisküi, pasta ve huş sütlacıyla yönetildikleri konusuna gelince: kimse buna inanmak istemiyor, ama sanırım, elle tutulacak denli açık bu.
*
Sevgili Wilhelm, insanın içindeki açılma, yeni keşifler yapma, dolanıp durma hevesi üzerine çokça düşündüm; sonra yine kısıtlamalara kendini isteyerek teslim etme, alışkanlığın rayında, sağa sola aldırmadan, öylesine gitme içgüdüsü üzerine.
*

Oh, uzaklık da gelecek gibi. Büyük, ağaran bir bütün, ruhumuzun önünde duruyor, duyumumuz içinde yüzüyor, gö zümüz gibi ve hasretini çekiyoruz, ah, bütün varlığımızı vermek, kendimizi bir tek ulu, görkemli bir duygunun hazzıyla doldurmak için - Ve ah! Oraya koşup, orası da burası olunca, her şey öncesi gibidir ve zavallılığımızda, kısıntılılığımızda kalırız ve ruhumuz sıyrılan bir tesellinin hasretiyle yanar.
*
Wilhelm, aşksız dünyanın kalbimiz için ne anlamı var!
*
Bugün Lotte'ye gidemedim, kaçınılmaz bir toplantı beni engelledi. Neydi yapılması gereken? Hizmetçimi ona gönderdim, sırf bugün onun yakınında olan bir insan etrafımda olsun diye. Nasıl bir sabırsızlıkla onun dönüşünü bekledim, nasıl bir sevinçle onu karşıladım! Utanmasaydım, başına sarılıp öpecektim.
Güneşe konunca, onun ışıklarını çeken ve geceleyin bir süre ışıyan Bonon taşı varmış. Bu oğlan da benim için öyleydi. Lotte'nin bakışlarının, onun yüzünde, yanaklarında, ceket düğmelerinde ve abasının yakasında dolandığı duygusu, bütün bunları benim için öyle kutsal, öyle değerli kıldı!
*
başkaları istiyor diye, para ya da şan için çalışıp didinen bir insan budalanın tekidir.
*
Ah, şu öyle kesin, kalbimiz mutluluğunu yalnız kendisi yapar.
*
Siz insanlar, diye çıkıştım, bir şey söylemek için, hemen ağzınızı açarsınız: bu ahmakça, bu akıllıca, bu iyi, bu kötü! Ne demek oluyor bunların hepsi? Bunun için bir faaliyetin iç ilişkilerini mi araştırdınız? niçin meydana geldi, niçin meydana gelmek zorundaydı, bunun temelindeki sebepleri kesinlikle ortaya çıkarabiliyor musunuz? Bunu yapsaydınız, yargılamakta bu kadar aceleci olmazdınız.
*
İnsan tabiatının, diye devam ettim, sınırları var: sevinç, üzünç, acıları bir ölçüye kadar kaldırabilir ve bu aşılırsa, mahvolur. Yani sorun burada, birinin zayıf ya da güçlü olması değil, acısının ölçüsüne dayanıp dayanamayacağıdır - ister
*
Rahat, akıllı insanın, mutsuzun halini görmesi boşuna, onu iknaya çalışması boşuna! Tıpkı hastanın yatağı başında duran sağlıklı kişinin, ona kendi gücünden bir damla bile aktaramaması gibi.
*
Kendi kendimizin eksiğiysek, o zaman her şey eksik oluyor.
*
Gerçi, azizim, insanın başkalarını kendisiyle ölçmesinin saçmalığını her gün daha fazla farkediyorum.
*
Yaşamımı harekete geçirecek maya eksik; derin gecelerde beni şenleten heyecan bitik, sabah beni uyandıran yitik.

Sabahleyin güneş doğup da nefis bir gün muştulayınca, hiçbir zaman haykırmaktan kendimi alamıyorum: işte yine birbirlerinin burnundan getirecekleri ilâhi bir nimet. Sağlık, iyi nam, sevinç, dinlenme! Çoğunlukla ahmaklık, izansızlık ve dar kafalılıktan ve onlara sorarsan, en iyi niyetle. Bazen dizlerimin üstüne çöküp, kendi bağırlarında kudurmaları için, onlarayalvarmak istiyorum.


İç huzuru şahane bir şey ve sevincin ta kendisi. Aziz dost, ziynet bir de güzel ve değerli olduğu kadar kırılgan olmasa.
*.
Tanrı bağışlasın sizi, benim canlarım, benden esirgediği bütün iyi günleri size versin!

Yüz defa gelmedim mi onun boynuna sarılacak noktaya! Bunca çok sevimliliği çevresinde dolanır görüp de, ona bir türlü uzanamamanın, insanı ne duruma getirdiğini, yüce Tanrı biliyor; ve de almaya uzanmak, insanlığın en doğal güdüsü. Çocuklar, akıllarına gelen her şeye uzanmıyorlar mı? - Ya ben?


1 yorum: