KİTABIN KÜNYESİ
Adı : Vadideki Zambak
Orijinal Adı : Le Lys Dans la Vallee
Yazarı : Honore de Balsac
Çevirmen : Tahsin Yücel
Türü : Edebiyat- Roman
Yayınevi : Can Yayınları
Sayfa Sayısı : 336
Baskı : Mart 1990
Ülke : Fransız Edebiyatı
KİTAPTAN ALINTILAR
Zorbaca yasaklar, çocukta bir tutkuyu büyüklerde olduğundan da fazla biler; çocukların yalnız yasak şeyi düşünmek gibi bir üstünlükleri vardır, bu şey onlar için dayanılmaz bir çekicilik kaza
*
Üzerinize yuvarlanan düşünce çığının altında ezilmişsiniz.
*
“benim için mutluluk bir hastalık gibidir, ezer beni, hem de bir düş gibi uçup gitmesinden korkarım.”
*
Kendi bilincimize aykırı bir şey yapmamamız gerektiği gibi, toplum bilincine aykırı bir şey de yapmamalıyız.
*
Babamla annem, bu umulmadık başarı karşısında şaşırdılar, koltukları kabardı, en sonunda oğulluğa kabul ettiler beni; ama duyguları, bir oyundu demeyeyim, bir bakıma yapmacık olduğu için, bu dönüş yaralı yüreğimde pek etkili olmadı; öte yandan, bencillikle incinmiş sevgiler, yakınlık duygularını fazla desteklemezler; yürek her türlü hesaptan, çıkardan tiksinir.
Her şey olmayan sevgili hiçbir şey değildir. Demek her istediğini bilen, umulmuş okşamalarla önceden beslenen, onlara geleceğin kendisine ayırdığı hazları karıştırdığı için, ruhun hazlarıyla yetinen bir aşkın istekleriyle, yalnız seviyordum. Henriette seviyorsa da aşkın ne hazları konusunda bir bildiği vardı ne de fırtınaları konusunda. Duygunun kendisiyle yaşıyordu, aziz bir kadın nasıl Tanrı’yla yaşarsa, öylece. Düşüncelerinin, değeri bilinmemiş duyularının çiçekli bir ağaç dalına takılan bir arı oğulu gibi bağlandıkları nesneydim ben; ama aslolan ben değildim, yaşamında bir rastlantıydım, bütün yaşamı değildim. Tahtını yitirmiş bir kraldım, bana ülkemi kimin geri verebileceğini düşünerek gidiyordum. Çılgın kıskançlığım içinde, hiçbir şeyi göze alamadığım, gerçekten çok ince bulduğum bir sevginin bağlarını taşımanın yarattığı olumlu hakkın zincirleriyle sıkıştırmadığım için, kendi kendime kızıyordum.
*
Etsel bir aşkla tanrısal bir aşk arasında, hepimizin geçirdiği çarpışma bundan ileri gelir.
*
Sevilen kadın kadınların en güzeli değil midir her zaman?”
*
“Henriette, yaşamın sizin bilmediğiniz gizemleri de var. Yaradılışımızdan gelen istekleri duygunun susturabileceği bir yaşta rastladım size; ama ölüm saatinde anılarıyla yüreğimi ısıtacak olan birçok olaylar bu yaşın bitmekte olduğunu herhalde göstermiştir size, sizin sürekli yenginiz bunların sessiz hazlarını uzatmak oldu. Sevişmesiz bir aşk, isteklerin şiddetiyle ayakta kalır; sonra bizde, hiçbir şeyde size benzemeyen erkeklerde her şeyin acı olduğu bir an gelir. Erkeklikten çıkıp çıkmamak korkusuyla, bir türlü bırakamayacağımız bir gücümüz vardır bizim. Kendisini besleyecek besinden yoksun kalınca, yürek kendi kendini yer, ölüm değilse de ölümün başlangıcı olan bir bitkinlik duyar. Doğa uzun zaman aldatılamaz; en ufak sarsıntıda, çılgınlığa benzeyen bir güçle uyanır. Hayır, sevmedim ben, çöl ortasında susadım.”
“Kendini çocukları, kocası uğruna harcamak erdem değilse, erdem nedir?”
*
Yaşlıların tutkularını yatıştıran kır, genç yüreklerin tutkularını kışkırtır;
*
Tutkunun verdiği sevinçler korkunç derecede fırtınalıdır, ruhun atılışlarını durduran, gevşetici kaygılarla ödenir.
*
Belki de, akşamları, çocuklara, babalara bağlı olmayan anılar ve düşüncelerle baş başa kalmak amacıyla dolaşılırken, bu yürüyüşlerde ruh bir başkasıyla evlenirken, çocuklarının ve kocasının önünde atılan adımların cezasını sert bir biçimde çekmek gerek!
*
Bedeni iyileştirmek için, yüreğin iyileşmiş olması gerekirdi!”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder