📚Antoine de Saint-Exupéry tarafından New Yorkta bir otel odasında yazılan Küçük Prens, birkaç kez okuduğum halde çok popüler olması, karşıma sürekli alıntılar çıkması yönüyle tekrar okuma hissini uyandırdı bende . Bir solukta, çok ara vermeden okunan kıtaplar daha kalıcı oluyor insanda. Bu nedenle tekrar okudum ve biraz araştırma da yaptım.
📚İsabetli göndermeleri ve sosyal eleştirileri ile çocuklardan ziyade biz büyüklere daha çok hitap ediyor bence kitap. Çocukların , çocuksu düşüncelerin çok daha saf, çok daha 'insancıl' olduğunu görüp şöyle bir silkelenmemek elde değil. Hele "Büyükleri hoş görmek lazım..." sözü ... ne kadar da yerinde olmuş.
KİTABIN KÜNYESİ
Adı : Küçük Prens
Orijinal Adı : Le Petit Prince
Yazarı : Antoine de Saint-Exupéry
Çevirmen : Cemel Süreyya-Tomris Uyar
Türü : Masal
Yayınevi : Can Çocuk Yayınları
Sayfa Sayısı : 96
Baskı : Ocak 2015
Ülke : Fransız Edebiyatı
💎Bakmaya değil, görmeye çalış.
💎Başkalarını değil kendini yargıla.
💎Kibirli olma
💎Unutmak için içmek zayıflıktır.
💎Kendini, bir şeyleri asla fazla ciddiye alma.
💎Eğlenmeyi unutma, ömür geçiyor.
💎Kendi dünyanı keşfet.
💎 Sevdiklerimizin yerini hiçbir şey dolduramaz.
Antoine de Saint-Exupéry Hakkında (Kitabın Giriş Bölümünden)
Ünlü Fransız romancısı Antoine de Saint-Exupéry, 1900 yılında Fransa’da doğdu. Bir kontun oğluydu. Dört yaşındayken babasını yitirdi. Öğrenimini tamamladıktan sonra pilot oldu. İkinci Dünya Savaşı’na havacı olarak katıldı. 1944 yılında görevli olarak, bir keşif uçağıyla Korsika’dan havalandı, bir daha da dönmedi. Ölümü böyle oldu. Yaşadığı hızlı, yoğun yaşam, romanlarına yansımıştır. “Yaşam, bize bütün kitapların öğrettiğinden daha çoğunu öğretir. Çünkü yaşam, bize karşı direnir. İnsan, ancak engellerle karşılaşıp onları aşmaya çalıştıkça kendini tanıyabilir,” der. En önemli yapıtları arasında Gece Uçuşu, Savaş Pilotu, İnsanların Dünyası sayılabilir. Ama Saint-Exupéry’nin en ünlü, en sevilen yapıtı Küçük Prens’tir. Yazar, bu kitabında çocukluğu anlatır, çocuk duyarlığı ile yaşam sorunları arasında sıkı ve ilginç bağlar kurar. İki usta yazar, Cemal Süreya ile Tomris Uyar’ın büyük bir özenle Türkçeye çevirdiği Küçük Prens, gerek taşıdığı özle, gerek anlatımdaki ustalığıyla, dünyanın en beğenilen çocuk klasiklerinden biri olmuştur. İlkokul, ortaokul çağlarındaki çocuklar kadar, büyüklerin de ellerinden düşürmeyeceği bir başucu kitabı. Saint-Exupéry’nin kendi çizdiği resimlerle süslediği bu güzel kitabı kıvançla sunuyoruz.KİTAPTAN ALINTILAR
Küçük Prens’in geldiği gezegenin “Asteroid B-612” olduğu konusunda yabana atılamayacak kanıtlarım var. Bu gezegeni bir zamanlar teleskopla ilk kez gören biri olmuş: 1909’da bir Türk gökbilimcisi.
Bu konuda hazırladığı raporu Uluslararası Gökbilimciler Kurultayı’na sunmuş. Ama başında fes, ayağında şalvar var diye sözüne kulak asan olmamış. Büyükler böyledir işte.
Bereket versin, Asteroid B-612’nin onurunu kurtarmak için dediği dedik bir Türk önderi tutmuş, bir yasa koymuş: Herkes bundan böyle Avrupalılar gibi giyinecek, uymayanlar ölüm cezasına çarptırılacak. 1920 yılında aynı gökbilimci bu kez çok şık giysiler içinde Kurultay’a gelmiş. Tabii bütün üyeler görüşüne katılmışlar.
*
Büyükler sayılara bayılırlar. Tutalım, onlara yeni edindiğiniz bir arkadaştan söz açtınız, asıl sorulacak şeyleri sormazlar. Sesi nasılmış, hangi oyunları severmiş, kelebek biriktirir miymiş, sormazlar bile. “Kaç yaşında?” derler, “Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?” Bu türlü bilgilerle onu tanıdıklarını sanırlar.
*
Çocuklar büyükleri hoş görmeye alışmalıdır.
*
Küçük Prens, “Bu bir düzen meselesidir,” demişti sonradan. “Sabahları kendinize çekidüzen verdikten sonra gezegeninize de aynı şekilde bir çekidüzen vermeniz gerekir. Hiç aksatmadan her gün bütün baobabları söküp atmalısınız; küçükken gül fidanlarından ayırt edilemeyen bu bitkilerin büyüyerek fark edildikleri anı bıkmadan izlemelisiniz. Oldukça sıkıcı bir iştir bu. Ama çok kolaydır.”
*
“Zaten ben hiçbir şeyin gerçeğine varamadım şimdiye kadar. Yargılarımı sözlere değil, davranışlara göre ayarlamalıydım. İşte ne güzel koku ve ışık saçıyordu bana. Onu yüzüstü bırakmam yakışık alır mıydı? Suçsuz, zavallı hesaplarının ardındaki inceliği kestirmeliydim. Çiçekler öyle değişkendir ki! Ama ben çiçeğimi gereğince sevmek için çok küçüktüm o sıralar.”
*
Herkesten verebileceği kadarını istemeliyiz. Otorite her şeyden önce sağduyuya dayanmalıdır.
*
“O zaman sen de kendini yargılarsın. En gücü de budur zaten. Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan çok daha güçtür. Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir.”
“Ben kendimi nerede olsa yargılarım. Bunun için buraya yerleşmem gerekmez.”
*
Kendini beğenmişlerin gözünde herkes bir hayrandır.
*
kendini beğenmişler yalnız övgüleri dinler.
*
Yol boyunca Küçük Prens, “Şu zavallıyı kral da, kendini beğenmiş de, sarhoş da, işadamı da görseler küçümserlerdi. Oysa içlerinde bana gülünç gelmeyen, yalnız o. Belki kendi dışında bir şeyle uğraştığından.”
İçini çekerek kendi kendine dedi ki:
“İçlerinde arkadaş olabileceğim tek insan oydu. Ama gezegeni o kadar küçüktü ki iki kişi almazdı...”
Küçük Prens’in kendine açıklamaktan kaçındığı bir şey daha vardı. Bu gezegenden ayrılırken yirmi dört saatte bin dört yüz kırk günbatımı kaçır
Dünya başka gezegenlere benzemez! Orada yüz on bir kral (zenci kralları da sayarsak) yedi bin coğrafyacı, dokuz yüz bin işadamı, yedi buçuk milyon sarhoş, üç yüz bir milyon kendini beğenmiş yani aşağı yukarı iki milyar büyük yaşamaktadır.
*
“İnsanlar nerede? Çölde biraz yalnızlık duyuyor kişi...”
“İnsanların arasında da yalnızlık duyulur,” dedi yılan.
* “Yalnız evcilleştirdiğin şeyleri tanıyabilirsin,” dedi tilki, “insanların tanımaya ayıracak zamanları yok artık. Aldıklarını hazır alıyorlar dükkânlardan. Ama dost satan dükkânlar olmadığı için dostsuz kalıyorlar. Dost istiyorsan beni evcilleştir işte...”
sözcükler, yanlış anlama kaynağıdır.
“Hep aynı saatte gelsen daha iyi olur,” dedi tilki, “sözgelimi öğleden sonra saat dörtte gelecek olsan ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Her geçen dakika mutluluğum artar. Saat dört dedi mi meraktan yerimde duramaz olurum. Mutluluğumun armağanını veririm sana. Ama gelişigüzel gelirsen içimi sana hangi saatte hazırlayacağımı bilemem. Ay insiz olmuyor.”
*
“Güzelsiniz ama boşsunuz,” diye ekledi. “Kimse sizin için canını vermez. Buradan geçen herhangi bir yolcu benim gülümün size benzediğini sansa bile o tek başına topunuzdan önemlidir. Çünkü üstünü fanusla örttüğüm odur, rüzgârdan koruduğum odur, kelebek olsunlar diye bıraktığımız birkaç tanenin dışında bütün tırtılları uğrunda öldürdüğüm odur. Yakınmasına, böbürlenmesine hatta susmasına kulak verdiğim odur. Çünkü benim gülümdür o.”
ki. “Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.”
*
“Gülünü bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır.”
*
“Su yüreğe de iyi gelebilir,”
*
“Ama gözler kördür. İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir...”
*
“Bir gün üzüntün geçince (çünkü zamanla geçmeyecek üzüntü yoktur) beni tanımış olduğuna sevineceksin.
*
Ama gözler kördür. İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir..."
"Büyükler hiçbir şeyi tek başlarına anlayamıyorlar, onlara durmadan açıklamalar yapmak da çocuklar için sıkıcı oluyor doğrusu.
Küçük Prens Hakkında Öğrendiklerim
1) Her yıl yaklaşık 2 milyon satmış ve bugüne kadar 140 milyonu aşmış.
2) 250 den fazla dile çevrilmiş.
3) Kitap ilk basıldığında yaklaşık 1000 sayfaymış.
4) Kitaptaki bütün çizimler yazarın kendisine aitmiş.( Suluboya)
5) Kitaptaki bir çok detay yazarın hayatıyla ilgiliymiş:
🥀Kitaptaki gül, eşi Consuleo’yu temsil ediyormuş.
🌍 Gezegenlerin her biri bir ülkeyi simgeliyormuş.
🏜Kitabın çıkış noktası olan çöl, Saint-Exupéry’nin 1935’te bir uçuşu sırasında düştüğü ve bir şekilde kurtulmayı başardığı Sahra Çölü’ymüş.
🛬 1. Dünya Savaşı sırasında görevi gereği 31 Temmuz 1944’te Akdeniz semalarında havalanan yazardan bir daha haber alınamamış. Ta ki 1998 yılında Marsilyalı bir balıkçının yazara ait bilekliği bulana ve 2004 yılında yine Marsilya kıyılarında yapılan araştırmalar sonucu uçağın enkazı bulunana kadar. Ölümünden 65 yıl sonra, bir Alman pilotu Hors Rippert, yazarın kullandığı uçağı düşürdüğünü itiraf etmiş ve “içinde kimin olduğunu bilseydim ateş etmezdim,” demiş
6)Kitabı Türkçeye çeviren yazarlar:
* Ahmet Muhip Dıranas
*Cemal Süreya
*Tomris Uyar
* Selim İleri
7)Kitabın takriben 20. sayfasında bir Türk gökbilimcisinden bahsediyor yazar. (Fatih Gökmen veya Ahmet Ziya Akbulut’tur) ve 1909 da bir gezegen bulmuştur . Bunu Uluslararası Gökbilimciler Kurultayı ' na sunmuş ama başında fes ayağında şalvar var diye kimse takmamış bu bilim adamını ...
" bereket versin , asteroid B612 nin onurunu kurtarmak için dediği dedik bir Türk önderi tutmuş , bir yasa koymuş : herkes bundan sonra böyle avrupalılar gibi giyinecek , uymayanlar ölüm cezasına çarptırılacak "
* orjinal baskısında Türk DİKTATÖR diye geçetiginden olsa gerek, bir ara Türkiye'de yasaklanmış.
8)Fransa euro’ya geçmeden önce 50 frankların üzerinde Küçük Prens ve Saint-Exupéry’nin resimleri bulunuyormuş.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder