9 Ekim 2018 Salı

"Gün Olur Asra Bedel" - Cengiz Aytmatov

   Anlatımındaki akıcı ve sürükleyiciliği,o zorlu hayat mücadelesini aktarırken okuyucusunu içine çekmedeki başarısı , pek çok şeyi ustalıkla eleştirisi  ile
"İyi ki okumuşum." dedirten bir romandı.
           Kitapta gerçekleşen olayların bir gün bir yerlerde yaşanmış olması ve ne yazık ki  hala da yaşanıyor olması düşüncesi , ara ara çok sesli olmasa da içten içe  olan şikayetlerimiz için utanç, pişmanlık ve  hemen ardından bir empati neticesinde sonsuz şükür hissini uyandırıyor insanda.
           Sovyet yönetiminin insanlara şüphe ve  kuşku dolu yaklaşımı, masumlara atılan iftiraları ve neticede kararan hayatlar...


           Kahramanımız Yedigey'in,  arkadaşı Kazangap'ın cenazesini , birkaç ailenin yaşadığı, Sarı Özek diye anılan tren istasyonundan, Ana Beyit Mezarlığı'na götürmesi yolculuğunda yaşadıklarına ve geri dönüşlerle hayata inanç, azim ve sabırla tutunan insanların çilelerine şahit oluyoruz. Aslında bir gün içinde geçen fakat asra bedel olaylar...Bu yönüyle  ismiyle son derece  uyumlu bir kitap.  
            Her bir karakterine ayrı ayrı anlamlar yüklemiş sanki yazarımız. Vefakarlık abidesi Yedigey, iyilik ve fedakarlığıyla ağır adam Kazangap, kendi kültüründen kopmuş, bencil, eğitimli serseri Mankurt  Sabitcan, makam hırsıyla dolu, acımasız müfettiş Tanksıbayev, idealist ve iyi aile reisi Abutalip,  anaç Kutlubayev, cefakar Zarife...
           İki hüzünlü  efsaneyle de tanıştım bu kitapla: 
Nayman Ana Efsanesi. Mankurtlaştırma İşkencesi... İnsanların geçmişinin, hatıralarının  çalınması... Juan Juanlar'ın korkunç, insanlık dışı deri geçirme işkencesi... Güçlü kölelerin hem ruhen hem bedenen köle haline getirilmesi...
Raymalı Ağa efsanesi. Yaşlı ozan Raymalı Ağa'ya gencecik bir kızın toplum tarafından kabul görmeyen aşkının efsanesi...
          İlginç bir kurgu da koymuş yazarımız romanına. Amerika ve Sovyet Rusya'nın birlikte yürüttükleri bilimsel bir proje neticesinde savaş ve şiddetin hiç olmadığı Orman Göğüslüler Gezegeni keşfi...

KİTAPTAN ALINTILAR

"Bu yerlerde, demiryolunun her iki yanında,ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların Sarı-Özek uzar giderdi. (s.147)"
*
"İnsan kalbinde, başlangıç ile son,hayat ile ölüm arasındaki çelişkiyi uzlaştıran, yalnız ve yalnız , bilinmeyen, görülmeyen Tanrı idi.Dualar işte bunun için okunuyordu... Dualar, yüzyılların okşayıp parlattığı,altın külçeleri gibi, dirilerin ölülerin başında söyledikleri en özlü, en süzme, özlü sözlerdir. "
*
"Eee büyük şehirde yaşıyordu ya! Ne gerek vardı böbürlenmesine, kibirlenmesine!Olduğu gibi görünmeliydi insan."
*
"Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan batıya gider gelir... gider gelir..."



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder