2 Eylül 2018 Pazar

"Kuyucaklı Yusuf " -Sabahattin Ali


          Okumak, dinlendiriyor insanı. huzur veriyor. Kelime hazinemizi zenginleştirip  hayal gücümüzü geliştiriyor,  hafızamızı güçlendiriyor. Çoluk çocuğumuza örnek oluyoruz ayrıca. O kuzucuklarla okuması da biraz zor oluyor ama Rabbimiz yokluklarını göstermesin. 
          Telefondan kitap okumak ekrandan gül koklamaya benziyor tabii, ama hamdolsun ki pdf lerini bulabiliyoruz pek çoğunun. Bu da  apayrı bir şükrü gerektiriyor kesinlikle. 
          Uçurtma Avcısı'nın hemen akabinde , kitabın ilk 30-40 sayfasına ısınmakta sıkıntı çektim, belki uzun uzun yapılan tasvirlerin de bunda etkisi vardır. Ama sonrasında elimden bırakamadım, zamanın  nasıl geçtiğini anlayamadım, bitmesine az kala bir nefis muhasebesiyle bıraktım telefonu elimden. Zira ertesi gün minik prensesimle hakkıyla ilgilenememek, tam da kanlarının depdeli olduğu iki paşanın birbirleriyle atışmalarına sabır gösterememek mesuiliyeti ağır bastı...
          Üniversite yıllarındaki bilgilerimin hafızamdan epey silinmesi hasebiyle farklı kaynaklardan yazarın hayatını araştırdım biraz kitabı okumadan önce.
          1907-1948 yıllarında yaşayan , bir cinayete kurban giden Sabahattin Ali'nin yazdığı ilk romanı okuyordum. Öğretmenlik, çevirmenlik, nakliyecilik gibi meslekler yapmış, bir yandan da habire yazmış , hatta hapishane günlerini ya yazarak ya okuyarak geçirmiştir. Atatürk'e hakaretten tutuklanmış, Cumhuriyet'in 10.yıl dönümünde çıkan afla hapisten çıkmıştır. Yazıları yüzünden çeşitli kovuşturmalara uğradığı için , yurt dışına kaçma girişimi sırasında öldürülmüştür. Evli ve bir kızı vardır.
          Romanları Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna; hikaye kitapları Değirmen, Kağnı, Ses, Yeni Dünya ve Sırça Köşk; Dağlar ve Rüzgar isimli iki şiir kitabı ile Esirler adlı bir de oyunu vardır.
         Realizm ve toplumcu gerçekçilik akımını benimseyen yazar, toplumsal konuları işlerken dönemindeki yazarların aksine kahramanlarını daha çok halktan seçmiştir.
        İtiraf etmeliyim ki çok severek dinlediğim bu şarkıların Sabahattin Ali'ye ait olduğunu bilmiyordum: Leylim Ley, Aldırma Gönül, Geçmiyor Günler, Benim Meskenim Dağlardır Dağlar...
        Romanı kısaca şöyle özetleyebiliriz: Eşkiyaların, evlerini basıp anne ve babasını öldürmesine şahit olduğu halde büyük bir soğukkanlılıkla karşılayan Kuyucaklı Yusuf'u kasabanın kaymakamı Salahattin bey evlat edinir, onu öz kızı Muazzez'den ayrı tutmaz. Eşinin dırdırından kendini içki ve kumara veren kaymakam , kızını namuslu birine vermek ister.
       Yusuf da Muazzez de birbirlerini sevmektedir.
#OkudumbittiEylül2018
     
  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder