( Yine bol spoiler içerir.)
📕Tüyler ürperten bir distopya... Taa 1932'lerde 26.yüzyıl kaleme alınmış ancak daha 21.yüzyılda isabetli öngörüler insanı bir an endişelendiriyor.
📕Evet, Ingiliz yazar Aldous Huxley'in orijinal adıyla Brave New World romanı , içinde de geçen Shakespeare'in Fırtına isimli eserindeki bir sahneden alınmış. Shakespeare zamanında, "brave" kelimesi "güzel" anlamına geliyormuş. Yani aslında kitabın adının anlamı "Güzel Yeni Dünya" imiş.
📕 Biz'i de okuduğumda edebiyat dünyasının kara dörtlemesini tamamlanmış olacağım inşallah. (1984, Fahrenheit 451, Cesur Yeni Dünya ve Biz)
1984'te tarih,Fahrenheit 451'de kitaplar Cesur Yeni Dünya'da da yine tarih yok ediliyor. Çünkü kitapta mutluluk ve tatmin üzerine dizayn edilmis "istikrarlı bir toplum" oluşturuluyor. Yeni toplum oluşturabilmek için eskisi beyinlerden kazınılıyor.
📕Huxley'in dünyasında ne var?
26.yüzyıl dünyasında yoksulluk ve savaş yok; mutlu insanlar var.İnsanlar Londra Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi'nde şişelerde üretiliyorlar, daha doğmadan sınıflara ayrılıyorlar: Alfa,Gama,Beta,Delta gibi. Bebeklikten ve çocukluktan itibaren hipnomedya ile uykuda şartlandırılarak eğitiliyorlar. Hatta her türlü bilgi, yetenek vs henüz şişedeyken enjekte ediliyor. Birbirinin aynı, düşünmeyen sorgulamayan insanlar...
📕Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma-hipnopedya uykuda eğitim ile sağlanıyor. Her şey kimyasallar ile hallediliyor. Hipnopedya sayesinde herkes mutlu; herkes çalışıyor ve herkes eğleniyor. Müzik eşliğinde spot cümleler de şartlandırmalarda kullanılan önemli unsurlardan. Mesela, "Herkes herkes içindir." sloganı. Herkes herkesle olabilirken, bu çok normalken "anne" sözcüğü son derece yüz kızartan, müstehcen bir kelime bu dünyada . Soma adı verilen uyuşturucu sayesinde öfkeler yatışıyor, sabırlı ve dayanıklı olunuyor, hep yapay bir mutluluk yaşanıyor.
Dolayısı ile bu yeni dünyada din,aile, bağlılık, sanat, edebiyat, felsefe hatta bilime dahi yer yok.
📕Tabii bu güzel (!)dünya dışında "vahşiler" diye adlandırılan insanların yaşadığı başka bir dünya daha var. İnsanların doğumla dünyaya geldiği , doğayla iç içe olduğu, kitap okunan, şiir dinlenen , inanan , bir tanrı inancına sahip bireyler topluluğunun olduğu yerler...
📕İşte böyle... Gayet akıcı, şaşırtıcı; günümüzle ilişkilendirilebilecek çok şeyin olduğu distopik bir roman...
KITAPTAN ALINTILAR
"Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkum oluyorsun.''
*
Ben keyif aramıyorum.
Tanrı'yı istiyorum, şiir istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum.
*
"Uygarlığın suçu diyelim. Tanrı; makinelerle, bilimsel tıp ve evrensel mutlulukla uyuşamaz. Kendi seçimini yapman gerekir. Bizim uygarlığımız, makineleri, tıbbı ve mutluluğu seçti. İşte bu nedenle bu kitapları kasada kilitli tutmak zorundayım. Müstehcen şeyler bunlar. İnsanlar şok olurdu eğer..."
*
Vahşi, ısrarını sürdürdü, "tek başınayken Tanrı'ya inanmak doğaldır -yalnız başına, gecenin bir yarısında, ölümü düşünerek..."
"Fakat şimdilerde insanlar hiç yalnız kalmıyorlar," dedi Mustafa Mond.
"İnsanların yalnızlıktan nefret etmelerini sağlıyoruz ve yaşamlarını hiç yalnız kalmayacak şekilde düzenliyoruz."
*
"Yapay Şiddetli İhtiras. Düzenli olarak ayda bir kez. Bütün sisteme adrenalin pompalarız. Korku ve hiddetin eksiksiz fizyolojik eşdeğeridir. Des-demona'yı öldürmenin ve Othello tarafından öldürülmenin bütün güçlendirici ve faydalı yanlarını verebiliyoruz, yan etkileri de olmuyor."
*
Gözyaşları içeren bir şeye ihtiyacınız var sizin," dedi Vahşi, "değişmek için. Burada hiçbir şeyin bedeli yeterince ödenmiyor."
*
"Fakat namus demek tutku demektir, namusluluk demek sinirsel gerginlik demektir. Tutku ve sinirsel gerginlik ise istikrarsızlık demektir. İstikrarsızlık ise medeniyetin sonu demektir. Bolca tensel günah olmadan kalıcı bir uygarlık kuramazsınız."
*
"İnsanların yalnızlıktan nefret etmelerini sağlıyoruz ve yaşamlarını hiç yalnız kalmayacak şekilde düzenliyoruz."
*
Kızgın bir sesle konuşan Vahşi, "Eğer Tanrı'yı biliyorsanız niye onlara anlatmıyorsunuz?" diye sordu. "Tanrı hakkındaki bu kitapları niye vermiyorsunuz insanlara?"
"Onlara Othello'yu neden vermiyorsak, bunları da aynı nedenle vermiyoruz: eskiler de ondan; yüzlerce yıl öncesinin Tanrı'sını anlatıyorlar.
Şimdinin Tanrı'sını değil."
*
Mideni bozan bir şey mi yedin?" dedi Bernard.
Vahşi, başıyla doğruladı. "Uygarlık yedim."
"Ne?"
"Zehirledi beni uygarlık; kirlendim. Sonra da," diyerek daha alçak bir sesle ekledi, "içimdeki kötülüğü yedim."
*
"Mutluluk ve erdemin sırrıdır; yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek. Tüm şartlandırmaların amacı budur: İnsanlar, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek."
*
Vahşi bir süre sustu. "Yine de," diye inatla ısrarını sürdürdü, "Othello güzel, o duyusal filmlerden daha güzel."
"Elbette güzel," dedi Denetçi. "Fakat istikrar karşılığında ödememiz gereken bedel işte bu. Mutluluk ile eskiden insanların güzel sanatlar dediği şey arasında seçim yapmak gerekiyor. Biz, güzel sanatlardan fedakârlıkta bulunduk. Onun yerine duyusal filmlerimiz ve kokulu orgumuz var."
*
KİTABIN KÜNYESİ
Kitabın Adı: Cesur Yeni Dünya
Orijinal Adı:Brave New World
Yazarı:Aldous Huxley
Çevirmen:Ümit Tosun
Sayfa sayısı:333
Basımevi:İthaki Yayınları
Basım Yılı:Ekim 2015
Kitabın türü:Bilim-Kurgu, Distopya
📕Tüyler ürperten bir distopya... Taa 1932'lerde 26.yüzyıl kaleme alınmış ancak daha 21.yüzyılda isabetli öngörüler insanı bir an endişelendiriyor.
📕Evet, Ingiliz yazar Aldous Huxley'in orijinal adıyla Brave New World romanı , içinde de geçen Shakespeare'in Fırtına isimli eserindeki bir sahneden alınmış. Shakespeare zamanında, "brave" kelimesi "güzel" anlamına geliyormuş. Yani aslında kitabın adının anlamı "Güzel Yeni Dünya" imiş.
📕 Biz'i de okuduğumda edebiyat dünyasının kara dörtlemesini tamamlanmış olacağım inşallah. (1984, Fahrenheit 451, Cesur Yeni Dünya ve Biz)
1984'te tarih,Fahrenheit 451'de kitaplar Cesur Yeni Dünya'da da yine tarih yok ediliyor. Çünkü kitapta mutluluk ve tatmin üzerine dizayn edilmis "istikrarlı bir toplum" oluşturuluyor. Yeni toplum oluşturabilmek için eskisi beyinlerden kazınılıyor.
📕Huxley'in dünyasında ne var?
26.yüzyıl dünyasında yoksulluk ve savaş yok; mutlu insanlar var.İnsanlar Londra Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi'nde şişelerde üretiliyorlar, daha doğmadan sınıflara ayrılıyorlar: Alfa,Gama,Beta,Delta gibi. Bebeklikten ve çocukluktan itibaren hipnomedya ile uykuda şartlandırılarak eğitiliyorlar. Hatta her türlü bilgi, yetenek vs henüz şişedeyken enjekte ediliyor. Birbirinin aynı, düşünmeyen sorgulamayan insanlar...
📕Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma-hipnopedya uykuda eğitim ile sağlanıyor. Her şey kimyasallar ile hallediliyor. Hipnopedya sayesinde herkes mutlu; herkes çalışıyor ve herkes eğleniyor. Müzik eşliğinde spot cümleler de şartlandırmalarda kullanılan önemli unsurlardan. Mesela, "Herkes herkes içindir." sloganı. Herkes herkesle olabilirken, bu çok normalken "anne" sözcüğü son derece yüz kızartan, müstehcen bir kelime bu dünyada . Soma adı verilen uyuşturucu sayesinde öfkeler yatışıyor, sabırlı ve dayanıklı olunuyor, hep yapay bir mutluluk yaşanıyor.
Dolayısı ile bu yeni dünyada din,aile, bağlılık, sanat, edebiyat, felsefe hatta bilime dahi yer yok.
📕Tabii bu güzel (!)dünya dışında "vahşiler" diye adlandırılan insanların yaşadığı başka bir dünya daha var. İnsanların doğumla dünyaya geldiği , doğayla iç içe olduğu, kitap okunan, şiir dinlenen , inanan , bir tanrı inancına sahip bireyler topluluğunun olduğu yerler...
📕İşte böyle... Gayet akıcı, şaşırtıcı; günümüzle ilişkilendirilebilecek çok şeyin olduğu distopik bir roman...
KITAPTAN ALINTILAR
"Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkum oluyorsun.''
*
Ben keyif aramıyorum.
Tanrı'yı istiyorum, şiir istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum.
*
"Uygarlığın suçu diyelim. Tanrı; makinelerle, bilimsel tıp ve evrensel mutlulukla uyuşamaz. Kendi seçimini yapman gerekir. Bizim uygarlığımız, makineleri, tıbbı ve mutluluğu seçti. İşte bu nedenle bu kitapları kasada kilitli tutmak zorundayım. Müstehcen şeyler bunlar. İnsanlar şok olurdu eğer..."
*
Vahşi, ısrarını sürdürdü, "tek başınayken Tanrı'ya inanmak doğaldır -yalnız başına, gecenin bir yarısında, ölümü düşünerek..."
"Fakat şimdilerde insanlar hiç yalnız kalmıyorlar," dedi Mustafa Mond.
"İnsanların yalnızlıktan nefret etmelerini sağlıyoruz ve yaşamlarını hiç yalnız kalmayacak şekilde düzenliyoruz."
*
"Yapay Şiddetli İhtiras. Düzenli olarak ayda bir kez. Bütün sisteme adrenalin pompalarız. Korku ve hiddetin eksiksiz fizyolojik eşdeğeridir. Des-demona'yı öldürmenin ve Othello tarafından öldürülmenin bütün güçlendirici ve faydalı yanlarını verebiliyoruz, yan etkileri de olmuyor."
*
Gözyaşları içeren bir şeye ihtiyacınız var sizin," dedi Vahşi, "değişmek için. Burada hiçbir şeyin bedeli yeterince ödenmiyor."
*
"Fakat namus demek tutku demektir, namusluluk demek sinirsel gerginlik demektir. Tutku ve sinirsel gerginlik ise istikrarsızlık demektir. İstikrarsızlık ise medeniyetin sonu demektir. Bolca tensel günah olmadan kalıcı bir uygarlık kuramazsınız."
*
"İnsanların yalnızlıktan nefret etmelerini sağlıyoruz ve yaşamlarını hiç yalnız kalmayacak şekilde düzenliyoruz."
*
Kızgın bir sesle konuşan Vahşi, "Eğer Tanrı'yı biliyorsanız niye onlara anlatmıyorsunuz?" diye sordu. "Tanrı hakkındaki bu kitapları niye vermiyorsunuz insanlara?"
"Onlara Othello'yu neden vermiyorsak, bunları da aynı nedenle vermiyoruz: eskiler de ondan; yüzlerce yıl öncesinin Tanrı'sını anlatıyorlar.
Şimdinin Tanrı'sını değil."
*
Mideni bozan bir şey mi yedin?" dedi Bernard.
Vahşi, başıyla doğruladı. "Uygarlık yedim."
"Ne?"
"Zehirledi beni uygarlık; kirlendim. Sonra da," diyerek daha alçak bir sesle ekledi, "içimdeki kötülüğü yedim."
*
"Mutluluk ve erdemin sırrıdır; yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek. Tüm şartlandırmaların amacı budur: İnsanlar, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek."
*
Vahşi bir süre sustu. "Yine de," diye inatla ısrarını sürdürdü, "Othello güzel, o duyusal filmlerden daha güzel."
"Elbette güzel," dedi Denetçi. "Fakat istikrar karşılığında ödememiz gereken bedel işte bu. Mutluluk ile eskiden insanların güzel sanatlar dediği şey arasında seçim yapmak gerekiyor. Biz, güzel sanatlardan fedakârlıkta bulunduk. Onun yerine duyusal filmlerimiz ve kokulu orgumuz var."
*
KİTABIN KÜNYESİ
Kitabın Adı: Cesur Yeni Dünya
Orijinal Adı:Brave New World
Yazarı:Aldous Huxley
Çevirmen:Ümit Tosun
Sayfa sayısı:333
Basımevi:İthaki Yayınları
Basım Yılı:Ekim 2015
Kitabın türü:Bilim-Kurgu, Distopya
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder