6 Şubat 2020 Perşembe

Siddhartha- Hermann Hesse



     Alman yazar Hermann Hesse’ye ,1946 Nobel Edebiyat Ödülü’nü getiren ve çok meşhur bir eseri olan “Siddhartha” 2020 Şubatının ilk #okudumbitti’si. Kitabın değerlendirmesini yapmaya başladığımda aklımdan ilk geçenler; yaşamımın vücut ve gayesinin  “kulluk” ve bu yolda  en büyük rehberimin Hz Muhammed Mustafa (SAV) olduğuna bir kez daha şükretmek oldu.

Öyle çok çok bayılarak okuduğum , ‘başucu kitabım olacak artık’ dediğim bir kitap değil Siddhartha. Yabancı bir yazarın, 1. Dünya Savaşı sonrası insanları, yaşamlarını yeniden kurmaya, öz benliğini bulmaya çağırması yönüyle güzel. Ancak zaten Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’yi rehber edinip , dünyayı ahiretin tarlası olarak değerlendirmek isteyen, hakiki manada inanan insanlar olarak inanıyor ve biliyoruz ki gerçek huzur İslam’dadır. Tabii günümüzde gerek sağlam kaynakların gerekse dini temsil eden Salih bir zümrenin  azlığı sebebiyle; ‘kutsal kitaplardan daha kutsal’ gözü ile bakanlar olabilir kitaba. Ya da dini öğretilere veya öğretmenlere güvensizlik konusunda Siddhartha ile hemfikir olanlar..Ama sorgulamak , neyi, ne kadar?  Pek tabii ki inançlarımızı araştırabiliriz, kendimizi geliştirebiliriz,kesinlikle körükörüne inanmamalıyız, başkalarının doğruları ile yaşamamalıyız. “Başkaları” ndan kastımızın ne olduğu da çok önemli! Hakikatlere varacağım,hakikatleri yaşayarak öğreneceğim diye Siddharta gibi ta uç noktalara düşmeye gerek yoktur mesela, dinimizce zina, kumar bunlar kesinlikle haram kılmış şeylerdir, ben hakikatleri yaşayarak öğreneceğim ,yanlış olduğunun farkına deneyimleyerek varacağım diyerek hareket etmek kesinlikle aldanmışlıktır.
Başka bir nokta ise reenkarnasyon Işık’larını yakan birkaç ifade: “Siddhartha ‘nın dünyaya daha önceki gelişlerinde...  “ 
Beri yandan kitapta “dinlemek” “ iyi bir dinleyici olmak” ile ilgili ifadeler çok hoşuma gitti.

KİTABIN KÜNYESİ
Kitabın Adı: Siddhartha 
Yazarı: Hermann Hesse
Çeviri: Kamuran Şipal
Sayfa Sayısı: 151
Türü: Felsefik kurgu, roman
Yayınevi: Can Yayınları
Basım yılı:Ağustos 2012


(Bol spoiler içerir:) )
KİTABIN ÖZETİ
Siddharta hayatın sırrını bulmak, bilgiye ulaşmak için zengin bir yaşamı, ailesini terk edip arkadaşı Govinda ile yolculuğa çıkar. Siddharta bu yolculukta araştırmadan, sorgulamadan dini inançları kabul etmek istemez, öğretileri ve öğretmenlere kendi deyimiyle güvensizlik duyar. Üç yıl kadar Govinda ile Samana yani çileci gezgin olarak dolaşırlar. Budha ile karşılaşırlar, Budha bile Siddhartha’nın içindeki arayışı durduramaz,  Govinda’yı bırakıp yoluna devam eder.
Siddharta Kamala isimli kitaptaki tabiriyle bir yosma ile karşılaşır,tek amacı onunla birlikte olabilmektir,bu amacına ulaşmak için Kamala’nın şartları vardır. Kamaswani  adlı bir tüccarın yanında çalışmaya başlar. Ve nihayet şehvet, uyuşukluk,kumar gibi kötülükler onu ele geçirir . Samanalık ‘tan oldukça uzak , hep küçümsediği “küçük insanlar” gibi bir yaşam sürmeye başlar. Ve artık yaşlılığında bir rüya onu kendine getirir ,her şeyi bırakıp tekrar yollara düşer , dönüş yolundaki ırmaktaki kayıkçı Vasudeva ile yaşamaya başlar ve ırmak kenarındaki arkadaşı ile sohbetleri, suyun sesiyle içe doğru dönüş onu huzura ulaştırır.

KİTAPTAN ALINTILAR
📒Bir kimse arıyorsa, gözü aradığı şeyden başkasını görmez çokluk, bir türlü bulmayı beceremez, dışarıdan hiçbir şeyi alıp kendi içine aktaramaz, çünkü aklı fikri aradığı şeydedir hep, çünkü bir amacı vardır, çünkü bu amacın büyüsüne kapılmıştır. Aramak , bir amacı olmak demektir. Bulmaksa özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiçbir amacı olmamak. Sen, ey saygıdeğer kişi , belki gerçekten arayan birisin, çünkü amacının peşinde koştuğundan hemen gözünün önündeki bazı şeyleri görmüyorsun." 
📒Dünya zevklerinin ve dünya malının insana hayır getirmeyeceğini daha çocukken öğrendim. Hanidir biliyordum bunu ama ancak şimdi yaşadım. Ve şimdi biliyorum, belleğimle değil, gözlerimle, yüreğimle, midemle biliyordum böyle olduğunu. Ne mutlu bana ki, biliyorum artık!” 
📒Dinlemesini bilen insanlar o kadar az ki!
📒“Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır... bilgelik anlatılamaz ve öğretilemez."
📒Vasudeva, can kulağıyla Siddhartha'yı dinledi. Onun bütün anlattıklarını, soyu sopuna, çocukluğuna, öğrenmelerine, arayışlarına, sevinçlerine ve sıkıntılarına ilişkin bütün sözlerini kendi içine aktardı. Bu, kayıkçının en büyük erdemlerinden biriydi: Dinlemesini onun kadar iyi bilen az kişi çıkardı. Hiçbir şey söylemese bile, konuşan kişi, ağzından çıkan sözlere Vasudeva'nın nasıl suskun, açıkyürekli, bekleyerek ruhunun kapılarını açtığını, konuşulan sözlerden nasıl hiçbirini kaçırmadığını, hiç sabırsızlık göstermediğini, ne övgü, ne yergiye başvurduğunu, yalnızca dinlediğini hissederdi hemen. Siddhartha böyle bir dinleyiciye açılmanın, böyle bir dinleyicinin yüreğine kendi yaşamını, kendi arayışlarını ve çilelerini gömmenin nasıl bir mutluluk olduğunu seziyordu.
📒"...ruhunun sapa ve uzak yörelerinden, yorgun düşmüş yaşamının geçmiş dönemlerinden yükselen bir ses geldi kulağına. Bir sözcüktü bu, peltek bir sesle hiç düşünmeden, kendi kendine yinelemişti bu heceyi, tüm Brahman dualarının açılış ve kapanış sözcüğüydü, “kusursuz” ya da “mükemmel” anlamına gelen kutsal “Om”du."
📒Herkes seviyordu Siddhartha'yı. Onu görmek herkese haz veriyor, herkesin gönlünü şenlendiriyordu. Ama o, Siddhartha, hazdan ve neşeden uzak yaşıyordu.
📒Ben konuşmalarında değil, düşüncelerinde değil ; yalnızca eylemlerinde ve yaşamında görürüm onun büyüklüğünü

📒Siddhartha ‘nın dünyaya daha önceki gelişlerinde...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder