11 Temmuz 2019 Perşembe

"Çanlar Kimin İçin Çalıyor?"-Ernest Hemingway





📚 1940'larda yazılan,   1936-1939 yıllarındaki ,yaklaşık 750.000 kişinin hayatını kaybettiği İspanya İç Savaşı'nın anlatıldığı Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Hemingway'den  okuduğum 2.kitap. İspanya tarihine çok yabancı olduğum için  iyi kavrayamadığım yerler oldu.Bazen sıkılmama sebep olan gereksiz uzatmalar  ise sürükleyiciliğinden ödün vermedi. Savaş psikolojisi, savaşın beraberinde getirdiği  acımasızlık, sefillik çok başarılı işlenmiş kitapta.

📚Konu olarak  İspanya'daki iç savaşta, Cumhuriyetçilerin faşistlere karşı düzenleyeceği  köprüyü havaya uçurma   harekatı sırasında,  General Gonz tarafından  görevlendirilen bomba  uzmanı Robert Jordan, Maria ile olan aşkı  ve ona yardım eden  dagdaki bir grup gerillanın hikayesi anlatılıyor.



📚Pilar ve Pablo’nun faşist köylerinden birine girdikleri zamanda Faşist  yerlilerin galeyana gelmesiyle yaşanan vahşet dolu olaylar insanın ruhunu karartıyor.
Robert Jorden'ın yaşadığı içsel çatışma, ölen, öldüren insanların ne için savaştığını, ne için öldürdüğünü bilmemesi savaşın berbatlığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

 📚Doğa, şarap, boğa güreşleri betimlemeleri detaylı verilmiş. Sevgi ve aşk , kutsallıktan  çok cinsellik olarak işlenmiş bence.
   
KİTABIN KÜNYESİ
Adı                 : Çanlar Kimin İçin Çalıyor
Orijinal Adı   : For Whom the Bell Tolls
Yazarı            : Ernest Hemingway
Çevirmen      : Erol Mutlu
Türü              : Roman
Yayınevi        : Bilgi Yayınları
Sayfa Sayısı  : 496
Baskı             : 2016
Ülke               :

KİTAPTAN ALINTILAR
Neşeli olmak iyi bir şeydi ve iyi olmanın da bir işareti sayılabilirdi. Neşeli insan yaşarken ölümsüzleşmiş gibi oluyordu.
Fakat böyle insanlara artık rastlanmıyordu. Evet, dünyada artık neşeli insan kalmamıştı. Oldukça az kalmıştı.
*
"İnsan birbirini anlayınca kırk yıllık dost gibi olur."
*
"Ümitsizlik sis gibidir; güneş doğunca dağılır."
*
Kötü şeyler düşünüyorsun, diye içinden söylendi. Ama düşüncelerine kendisinden başka kim müdahale edebilirdi ki. Böyle karamsar ve yılgınlık veren düşüncelerden vazgeçecekti. Önemli olan, her şeyden önemli olan savaşı kazanmaktı. Savaşı kazanamazlarsa, düşündüklerinden daha da çok kayıp verecekleri, daha çok ey kaybedecekleri kesindi. Fakat, kulağı duyuyordu.
*
Savaşın ağız kurutan, korkuyla götürülen, insanı uçuran coşkusunu tanıdın, o yaz ve o sonbahar, dünyadaki bütün yoksullar için, bütün zorbalıklara karşı, inandığın her şey için, inandığın yeni dünya için çarpıştın. O sonbaharda, diye düşündü, uzun süren soğukta ve ıslaklıkta, çamur, kazı ve siperlerde acıya dayanmayı ve aldırmamayı öğrendin. Duygular, yorgunluğun, uykusuzluğun, sinirliliğin ve rahatsızlığın altına gömüldü, ta derinlere. Ama hâlâ oradaydılar ve bütün yaşadıkların onu pekiştirmeye yaradı.
*
"Bence korku insanların zihninde kötü şeylere yol açar," dedi.
*
eğer başka insanların başına gelecek daha kötü bir şeyi önlemek için değilse, kimsenin başkasının canını almaya hakkı yoktur.
*
Ölmek bir şey değildi, kafasında ne ölümün hayali, ne de korkusu vardı. Ama yaşamak, bir tepenin yamacında, rüzgarda dalgalanan bir tahıl tarlasıydı.
Yaşamak gökyüzünde bir şahindi. Yaşamak samanların uçuştuğu harman yerinin tozunda toprak bir su testisiydi. Yaşamak, altında bir at, bacağının altında bir karabina, bir tepe, bir vadi ve kenarı ağaçlı bir dere, vadinin karşı yamacı ve öteki tepelerdi.
*
şimdi sabah oldu.
Gece planları, sabah olunca bir işe yaramazlar. Gece düşünceleri, sabah anlamını yitirir. Evet, şimdi biliyorsun ki planın berbat.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder