31 Mart 2019 Pazar

"Palto"-Gogol



KİTABIN GİRİŞ BÖLÜMÜNDEN:
“Küçük insan”a yapılan bu vurgular nedeniyle Gogol’un Palto’su edebiyatta insancıl ve gerçekçi bir damarın başlangıcı olarak kabul edilir. Daha önceki dönemlerde kralların, prenseslerin, soyluların, kahramanların, yüksek duygularla baş etmeye çalışan yüksek mevkilerdeki insanların başlarından geçenleri konu edinen edebiyatın, odağına köylüleri, yoksul kentlileri, küçük memurları, onların maddi sıkıntılarının yanında, manevi dertlerini, iç dünyalarındaki bastırılmış arzuları, hırslarını, korkularını, kendilerinden rütbeliler, yüksek mevkidekiler karşısında içine düştükleri bocalamaları, kendilerini önemsizleştirerek direnmelerini, küçük kurnazlıklarını almasının ilk ve en başarılı örneklerinden biridir Palto. Bu yanıyla kendisinden sonra gelen kuşakları etkilemiş, en azından onlara ilerleyebilecekleri bir yol açmıştır.


KİTAPTAN ALINTILAR

eee, madem Petroviç’in karısının da adını andık, onun hakkında da bir iki çift laf etmek farz oldu bize. Gelgelelim bu kadıncağızla ilgili dişe dokunur pek bir bilgi yok elimizde ve bildiklerimizi olduğu gibi aktarmak gerekirse, kuracağımız cümleler şunlardan ibarettir sadece: Petroviç’in bir karısı vardı; başörtüsü kullanmaz, bere takardı ve öyle dillere destan bir güzelliği de yoktu.
*
Yalnız her şeyden önce, şu ilk “kırk rublenin” nasıl temin edileceğini okuyucularımıza anlatmamız gerekir.
*
Evet, belki karnı doymuyordu, ama tüm düşüncelerinde yer eden “gelecekte sahip olacağı paltoyla ilgili hayaUer” ruhunu yeterince besliyordu. Sanki yaşamında eksik olan bir şeyin yarattığı boşluk doldurulmuştu; sankl evlenmişti; sanki yanında, yaşamakta olduğu anı paylaşan biri vardı, artık yalnız başma değildi; sanki hoş bir hayat arkadaşı önünde uzanan yaşam yolunu kendisiyle birlikte ve el ele yürümeye razı olmuştu. Takdir edersiniz ki bu hoş hayat arkadaşı, kalın vatkaları ve dayanıklı bir astarı olan paltosundan başkası değildi. Önüne kesin bir hedef koyan her insan gibi, daha canlı ve hatta daha azimli biri olup çıkıvermişti; ne istediğini ve bunun için neler yapması gerektiğini biliyordu. Yaşamakta olduğu değişim, yüzünden ve davranışlarından açıkça okunuyordu; artık kuşkucu, kararsız bir adam değildi. Zaman zaman gözlerinde bir kıvılcım parlıyor; hatta zihninde, daha önce düşünmeye cesaret edemeyeceği fikirler birer şimşek gibi çakıyordu: Sahi, neden paltonun yakasına sansar kürkü konulmasın ki? Zihni sürekli “yeni palto”yla meşgul olduğu için dikkatini bir türlü işi üzerinde yoğunlaştıramıyordu. Bir keresinde önüne konan bir belgeyi temize çekerken hata yapmasına ramak kaldı; durumun farkına varınca “Ah!” diye bir çığlık kopardı ve hemen istavroz çıkardı. Ayda en az bir kez, palto hakkında konuşmak için Petroviç’e uğruyordu:
*
Attığı her adımda omuzlarında yeni paltosunun olduğunu düşünüyor, içi içine sığmıyordu; hatta yüreğinde dalga dalga kabaran mutluluk sayesinde birkaç kez gülümsedi bile yürürken. Halinden hoşnut olmaması için hiçbir neden yoktu: paltosu onu hem sıcacık tutuyordu hem de gerçekten çok güzel bir paltoydu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder