"belki de … utançların en büyüğü … insanın kendine en yakın bildiği kimselere karşı duyduğu utançtır"
📚Hani bazı filmlerden çok etkilenir, kendimizi orada hisseder veya o olayları sanki biz yaşıyormuş gibi hissederiz ya, işte Zweig insanı okumaktan izlemeye çekiyor, izlerken de derinden yaşatıyor. Hissedip ifade edemediğimiz duyguları kelimelerle buluşturup "Heh, gerçekten de öyle yaa!" dedirtiyor.
📚Gelelim"Korku"ya. Kitapta genç , güzel, evli , iki çocuk sahibi, varlıklı, başarılı bir avukat olan kocası Fritz'i aslında seven cemiyet kadını bayan Irene'nin, hayatına bir heyecan katma hevesiyle piyanist bir genç ile gizli gönül macerasından sonra maruz kaldığı şantaj yüzünden allak bullak olan hayatından bir kesiti okuyoruz bu kitapta.
📚Elinden kaybedeceklerinin korkusuyla tedirgin ve uykusuz bekleyişlerle dolu paranoyaklık derecesinde yaşadığı gün ve gecelerinin anlatıldığı kitapta gerilim, sürpriz bir finale kadar devam ediyor.
KİTAPTAN ALINTILAR
Sanır mısın ki ...her vakit... her vakit yalnız korkudur...Insanlara mani olan? Utanç... utanç olamaz mı ... İçini dökmek... elalemin önünde soyunmak utancı?
*
Bu cidden böyledir, bana inanabilirsin. Ben bunu mahkemelerden, tahkikatlardan biliyorum. Sanıklar en çok, hakikati gizlemelerinden mustariptirler.
*
Rahat, ferahlı, asude bir hayatı,uyuşuk ve memnun sürüp gidiyordu. Ama havada nasıl boğuculuk yahut fırtına gibi insanı tahrik eden bir ölgünlük de varsa saadetin de felaketten daha ayartıcı bir yumuşaklığı olur. Tokluk, tahrikte açlığa eşittir."
*
"Ruhunda bir yer henüz acıyordu, ama hayra alamet bir acıydı bu: Büsbütün kapanmazdan önce yanan yaralar gibi sıcak bir acı."
*
"Korku cezadan daha berbattır ,çünkü ceza bellidir, ağır veya hafif ;bilinmeyene sınırlandırılmışa kıyasla ceza ,daha az ürkütür. Cezasının ne olduğunu anlayınca kız rahatladı. Ağlaması seni şaşırtmasın : gözyaşları şimdi dışarıya akıyor ,daha önce içeride birikip kalmıştır. İçerdeki gözyaşları dışarı akandan daha fenadır.''
"Ne zaman korkarız? Bir çığlığın kulak tırmalayıcı sesini duyduğumuzda mı? Ya da hiddetle bakan bir çift gözü üzerimizde hissettiğimizde mi? Belki de “korku” bu kadarla tanımlanamayacak, anlık bir histen daha fazlasıdır. Ne zaman mı? Sevilmemek, anlaşılamamak, var olamamaktan, en beteri de izi üstümüzde kalmış utanç verici bir sırrın arsız kelimelerinden korktuğumuzda…"
*
"Bir sözcük, çarpan kalbinde bütün dünyanın alevlendiği o sonsuz ateşi söndürebilir miydi?”
*
"Tüm yeryüzünü ölü ve boşalmış hissediyordu, sadece kendi donup kalmış bedeninin içinde yüreği göğsünü çatlatacak gibi atıyor ve her atış canını acıtıyordu.”
"Sinirleri yay gibi gerilmişken gülümsemesi, neşeli görünmesi gerekiyordu, bu sahte neşenin ne çabalara mal olduğunu, kendine hakim olmak için her gün nasıl kahramanca bir güç harcadığını kimseler anlamıyordu.”
*
"belki de … utançlarin en büyüğü … insanın kendine en yakın bildiği kimselere karşı duyduğu inançtır"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder