8 Aralık 2018 Cumartesi

"Alemdağ'da Var Bir Yılan"-Sait Faik Abasıyanık


Modern Türk öykülerinin öncülerinden biri olan Sait Faik'in bu eseri,17 kısa  öyküden oluşuyor.
Yalnızlık hissi ve ölümün baskın olduğu hikayelerde şahıslar; balıkçılar, köyden, kasabadan halktan yurdum insanları. Bolca çevre tasviri gözümüze çarpıyor.İlk hikayelerde şiirsel bir dil de hakim : "Sokaklar dardır. Esnafı gaddardır. Zengini lakayttır."
 Lise edebiyat öğretmenimiz durum hikayelerini anlatırken  yazarın "Hişt hişt” isimli öyküsünü örnek göstermişti.  Kahramanın yolda yürürken arkasından bu sesi duyması üzerine bir hikaye diye.


KİTAPTAN ALINTILAR

Suyun dibi gözükmezdi ama gözümü kapayınca içine atılmış on paralıkların parladığını görürdüm. Bir defa da şimdi vali olan bir arkadaşımızı elli kuruş vererek elbiseleriyle suya atmıştık.

Eşek ve tembel kelimelerindeki dostluğu her zaman hatırlayacağım.

Bin dokuz yüz otuz yediden beri İstanbul'a gelmemişti. Otuz yediden kırk yediye on, kırk sekize on bir, kırk dokuza on iki, elli üçe varmaya dört, demek tam on altı yıl.

Yıllar da durulmayan istasyonlardan geçer gibi geçiliyor be!

Ah bu yasaklar! Kendi kendimize, başkasının bize, bizim başkalarına, devletin tebaasına, tebaanın devletine, belediyenin hemşerisine, hemşerinin belediyeye koyduğu, koyacağı yasaklar!...

Ecel geldikten sonra ha karada, ha denizde...
— Neden denizde insana ölüm korkusu gibi birşey geliyor?
— Ölüm korkusu değil o, dedi, akıl korkusu.
— Ne demek o Barba?
— Denizde kafa başka türlü, karadakinden başka türlü işler. Karada çare elini uzatsan elindedir. Ama bir sandalın içinde çaresizliğin elindesin. Hastalansan doktor yok. Ölsen papaz yok, imam yok -sanki bir işe yararmış gibi- kör olsan, elini tutan yok. Delirsen morfin yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder