İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanya'sında yaşayan bir çocuğun hikayesini anlatıyor bu kitap. Oldukça sade ve basit bir dile sahip. Hem çok akıcı ve sürükleyici hem de bir oturuşta okuyup bitireceğimiz cinsten...
KİTAPTAN ALINTILAR
"Çünkü kalbinin derinliğinde, emrinizde çalışsalar bile kimseye saygısızlık yapmaya gerek
olmadığını biliyordu. Ne de olsa görgü kuralları denen bir şey vardı."
*
Çocuğa baktı ve ona neden bu kadar üzgün göründüğünü sormayı düşündü; ama sonra kabalık olacağını düşündüğünden biraz tereddüt etti. Üzgün insanların bunun sorulmasını istemediklerini biliyordu. Bazen kendiliklerinden bilgi verirler, bazen de konu hakkında durup dinlenmeden aylarca konuşurlardı. Bruno hiçbir şey söylemeden beklemesi gerektiğini düşündü.
*
“Keşfetmekle önemli olan keşfettiğin şeyin bulmaya değer olup olmadığı. Bazı şeyler orada kendi hallerinde duruyor ve keşfedilmeyi bekliyor, Amerika gibi. Bazı şeyleri de keşfetmemek daha iyi, bir dolabın arkasındaki ölü fare gibi.”
*
“Her kötü şeyin iyi bir yanını bulmalıyız.”
*
Doğru kostümü giyersen kendini, rolünü yaptığın kişi gibi hissedersin,
*
İçinde bir öfke topu patladı, aklından geçenleri tam olarak söyleyebilecek cesareti olmasını diledi.
*
Saçları koyu renkli ve oldukça kısa kesilmişti. Minicik bir bıyığı vardı, o kadar küçüktü ki Bruno, bu zahmete ne gerek vardı, diye merak etti. Belki de tıraş olurken orayı kesmeyi unutmuştu.
*

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder