"Şu savaşlar... tuhaflar. Kan ve şiddet dolu ama aynı zamanda da hayal bile edilemeyecek
hikayelerle dolu." Azrail gibi oldukça özgün bir anlatıcısıyla, her bölümün başında ana başlıklarıyla, ilerleyen sayfalarda neler olacağına dair ipuçlarına rağmen bizi daha da heyecanlandıran tarzıyla, Nazi Almanyası'nda, cennet anlamına gelen Hımmel sokağında yaşanan cehennemvari hayat ancak bu kadar etkileyici ve sürükleyici anlatılabilirdi herhalde.
İki kez ailesini kaybeden küçük kız çocuğu Liesel'in, tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçemediği okuma aşkı; Rudy Steiner ile dostluğu; bodrum katında sakladıkları Yahudi Max ile samimiyeti; sevgi, şefkat ve ilgisiyle , çaldığı akordeon ile küçük kızı büyüleyen, okuma-yazma becerisini kazandıran babası Hans, valinin hanımı... Tüm karakterler ayrı ayrı sevgi hissi uyandırıyor yüreğimizde.
Ve yine savaş...Açlık ve sefalet içinde, bomba, siren sesleriyle, sıkı dostluklarla yaşanan çileli hayat... Anka Kuşu gibi bu ölü dolu hayatın içinden doğan minik yazar, kitap hırsızı Liesel...
Tüm bunlar ve daha fazlası "İyi ki okumuşum." dedirtiyor insana. Beyaz perdeye uyarlanan bol ödüllü bu kitabın filmini izlemek için sabırsızlanıyorum.
KİTAPTAN ALINTILAR
"Hayatları hayal bile edilemeyecek ölçüde değişmişti ama hiçbir şey olmamış gibi davranmaları şarttı. Yüzünüze bir tokat yedikten sonra gülümsediğinizi düşünün. Sonra da bunu günde yirmi dört saat yaptığınızı. Bir Yahudi’yi gizlemek böyle bir şeydi." (s.224)
*
"Belki bin tane zarfın yalanıp kapatılması ve
içlerinde ölüm haberleriyle evlere gönderilmesi gerekiyordu."(s.190)
*
"Şu savaşlar... tuhaflar.
Kan ve şiddet dolu ama aynı zamanda da hayal bile edilemeyecek
hikâyelerle dolu." (s.186)
*
"Gökyüzünde karanlık ile aydınlık bilek güreşi yaparken..."
*
"Bir şeyi yeterince çok söylerseniz asla unutmazsınız."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder