24 Ağustos 2018 Cuma

Hakkımda

             Mobilyasıyla bir dünya markası olan, nefis köftesiyle meşhur İnegöl'de doğdum. Mahalle arkadaşlarımla akşam ezanlarına kadar süren oyunlar, tatillerde annemin köyünde kardeş ve yeğenlerimle tarla-dere-orman keşif ve maceralarıyla doyasıya bir çocukluk geçirdim.
             Uçan Kaz, Casper, He-Man, Voltran, Şirinler, Calimero çizgi filmleri; Bizimkiler, Uzaylı Zekiye,Alf, Kara Şimşek dizileri ile büyüdüm.
             Belki de birçok kız çocuğu gibi 200'e yakın olduğunu hatırladığım peçete koleksiyonum ve şıpsevdi sakız kağıtları koleksiyonlarına sahiptim.
           Keyifli evcilik oyunları oynadığım, birbirinden güzel elbiseler diktiğim Sindy bebeğim hala duruyor.
           Selçuk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunuyum. Yıllarca çok severek icra ettiğim Türkçe öğretmenliğinin akabinde ; şimdilerde mesleklerin ağa babası, en zoru, maddi kazancı ve mesaisi olmayan, sınırsız insan gücüne dayalı, en zor mesleği "ev hanımlığı" mesleğini yapıyor ve minik prensesimi büyütüyorum.
          Rutinin dışında hep başka şeylerle ilgilenmeyi sevdim; zira zamanında dikiş, gitar, ahşap boyama,İngilizce ve Arapça kurslarına gitmiştim. Yeni mesleğimde işleri biraz yoluna koyup gözümü açınca ; yıllardır veli ve öğrenciler için düzenlediğimiz mutfak kulübü kurs tecrübelerini, üç yıldır instagramda biriken birbirinden güzel tariflerimi şöyle bir düzenlemek , bilgisayarımdaki notlarımı temize geçmek isteyince blog açmaya karar verdim.
         Terapi alanım mutfakta yeni şeyler denemeyi, üretmeyi ve bunları sevdiklerime en güzel şekilde sunmayı çok ama çok seviyorum.
         "Ne yaparsan yap, aşk ile ve en iyisini yap." düsturunun benim için bir şiar olduğunu söyleyebilirim.
         Paylaşmanın  güzelliğine ve insana verdiği inanılmaz mutluluğa;  kalbimizle yaptığımız her şeyin bize mutlaka bir gün geri döndüğüne hep inandım. İşte tam da bu yüzden buradayım.
         Hayatta her zaman her konuda en büyük destekçim ve yardımcım eşime, özellikle blog ile ilgili  teknik yardımlarından dolayı oğullarım Enes Recai ve Harun Reşit'e teşekkür ediyorum.
        Dante gibi ortasında değil malesef, 40'ıma merdiven dayamış bulunuyorum. Dünya sahnesindeki, tekrarı olmayan "Hayat" oyununda "Kulluk" rolümü aldanmadan oynayıp, kurtuluşa ermek en büyük dileğim.
        Sevgiler...
       
           

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder