Sorunlu çocuklar bir anlamda acı çekmektedirler. Acı, insanları saldırgan, endişeli ve hırçın yapar. Yalnızca sabırlı, sevgi dolu ve tutarlı bir ilgi işe yarayacaktır, kısa vadeli mucizevi tedaviler yoktur. Bu, hem bir ergen için hem de üç-dört yaşında bir çocuk için geçerlidir. Bir çocuk yaşça daha büyük diye, cezalandırıcı bir yaklaşımın daha uygun veya daha etkili olduğu düşünülmemelidir."
📚Kitapta beyin ve hafızanın nasıl çalıştığı, çocukların cehalet,fakirlik,şiddet,taciz, kaos ve ilgisizlik gibi sebeplerle geçirdikleri korku ve acı dolu, okuduğumuzda bile bizi şiddetle sarsan travmalar ve bunlarla ilgili uygulanan yöntemler anlatılıyor. Beyin ve hafızanın işleyişindeki muazzamlığa hayran olmamak elde degil.
📚Çocukların davranış bozukluklarının altındaki en büyük nedenin sevgisizlik ve ilgisizlik olduğu , en birinci çözümün de sevgi olduğu vurgulanıyor.
KİTAPTAN ALINTILAR
Yılların deneyimi ile insanın hafızasında büyük yer etmiş inanç ve davranışları haftada bir saat terapiyle nasıl düzeltebilirsiniz?
*
"Sonuçta insan beyni bütün duyguların, düşüncelerin ve davranışların kaynaklandığı yerdir. Özel görevleri olan kalp, ciğerler ve pankreas gibi organların aksine beynin binlerce fonksiyonu vardır. Aklınıza güzel bir fikir geldiğinde, aşık olduğunuzda, merdivenlerden düştüğünüzde, merdivenleri çıkarken durup düşündüğünüzde, çocuğunuzun gülümsemesine bayıldığınızda, bir şakaya güldüğünüzde, acıktığınızda veya kendinizi tok hissettiğinizde tüm bu deneyimleriniz ve bu deneyimlere verdiğiniz tepkiler beyinde gerçekleşir."
*
Beyin kabaca dört ana bölümden oluşur: Beyin kökü, ara beyin, limbik sistem ve korteks.
Beyin kökü ve arabeynin en aşağıdaki ve en merkezi kısımları, en basit sistemlerdir.İlk onlar oluşur ve çocuk büyürken ilk onlar gelişir.Daha yukarıya ve dışarıya doğru gittikçe işler limbik sistemle birlikte iyice kaynaşmaya başlar.Beyin mimarisinin en inanılmaz parçası olan korteks daha da karışıktır.
*
Birbirleriyle bağlantılı olmakla birlikte, bu dört ana bölge farklı fonksiyonları kontrol eder.
Örneğin, beyin kökü vücut ısımız, kalp atışımız, terleme ve kan basıncı gibi merkezi düzenleyici fonksiyonlardan sorumludur.
*
Arabeyin ve limbik sistem korku, nefret, sevgi ve sevinç gibi davranışlarımızı yönlendiren duygularımızı kontrol eder.Beynin en üst kısmı korteks ise soyut düşünme, konuşma ve dil, planlama ve karar verme gibi en karmaşık ve en insana özgü işlevleri kontrol eder.Bu işlevlerin hepsi bir konser verir gibi çalışırlar.Bir senfoni orkestrası gibi hepsinin özelleşmiş ayrı görevleri olmakla birlikte, tek başına hiçbirisi duyduğumuz "müzik"ten sorumlu değildir.
*
Tina'nın semptomları beyninin her bir bölümünde anormalliklere işaret ediyordu.Uyku ve dikkat problemleri (beyin kökü), küçük kas sistemi ve koordinasyon zorlukları (arabeyin ve korteks), açıkça gözlenebilen sosyal ve ilişkisel gecikmeler ve eksiklikler (limbik ve korteks), konuşma ve dil problemleri (korteks).
*
Yıllardır yaptığım temel nörokimya çalışmaları bu sistemlerin nasıl çalıştığının ayrıntılarını içeriyordu.Beyinde nöronlar, sinapsis denilen nöron'dan nörona iletişim sonucu açığa çıkan ııörotaşıyıcılar adlı kimyasal iletenler vasıtasıyla bir hücreden diğerine mesaj taşırlar.Bu kimyasal iletenler anahtarınızın yalnızca kendi kapınızın üzerindeki kilide uyması gibi bir sonraki nöranda belirli doğru şekillenmiş alıcıyla birleşirler.Hem büyüleyici bir biçimde karışık hem de zarif ve basit bir biçimde bu sinaptik bağlantılar bir nörondan diğerine ve bir diğerine giden ağ zincirlerini oluşturarak beynin düşünme, hissetme, hareket etme, algılama, duyumsama gibi birçok fonksiyonunun oluşmasını sağlarlar.Bu işlem ilaçların bizi nasıl etkilediğini de açıklar.Birçok psikoaktif ilaç kopyalanmış anahtar görevini görerek belli nörotaşıyıcılann belli kilitlere uymasını sağlayarak beyni, çeşitli kapıları açıp kapamak için kandırmış olurlar.
Levine'in, yaşamın erken döneminde en ufak bir stresin bile hayat boyu kalıcı etkilere sebep olduğunu gösteren çalışmasını hatırladım.
*
Yüksek kalp atış hızı, sürekli aktive edilmiş stres tepkisinin bir göstergesi olabilirdi.
*
Hepimiz bazen sözel olarak bazen de örnek davranışlarla çevremizdekilerden güdülerimizi kontrol etmeyi ve karar vermeyi öğreniriz.
*
Hafıza, deneyimi zaman içinde taşıma kapasitesidir. Egzersiz yaptığınızda gördüğünüz değişiklikler gibi kasların bile hafızası vardır.Fakat en önemlisi hafıza beynin ne yaptığı, bizi nasıl oluşturduğu ve geçmişimizin geleceğimizi belirlemesini nasıl sağladığıdır.
*
Post-travmatik stres bozukluğu DSM teşhis sistemine 1980'lerde girmiş yeni bir kavramdı.Vietnam'da savaşmış askerlerde görülen bir sendroma verilen addı.Bu askerler görevlerinden döndükten sonra yoğun endişe, uyku problemleri ve hafızada savaşta gerçekleşen olaylara geri dönüşler şeklinde ortaya çıkan deneyimler yaşıyorlardı.
*
Gerçek şudur ki, çocuklar yetişkinlerle karşılaştırıdığında çok daha fazla etkilenirler.Bu, Seymour Levine ve , l.ılıa birçoklarının çalışması tarafından kanıtlanmıştı.Çocuklar , ·,ıırk doğmazlar.Esnek yapılırlar.Erken yaşlarda gelişim aşamasındaki bir beyin deneyimlere en açık olduğu dönemdedir. Olumlu veya olumsuz her deneyimden etkilenir.(Bu yüzden ,çocuklukta konuşmayı, hareket edip yürümeyi ve onlarca diğer bu kadar çabuk öğreniriz.) Bu kitapta çok daha aynntılı bir şekilde göreceğimiz gibi çocuklar erken yaşta deneyimledikleri ·,ı ı ı·s kalıplan dolayısıyla esnek hale gelirler.
*
Kastaki değişikler çeşitli hafızalar oluşturur çünkü belirli bir kalıba uyan, tekrarlayan aktiviteler kas hücrelerine "sen bu sevinçle çalışacaksın" mesajını gönderir ki, onlar da o seviyede çalışabilmek için gerekli moleküler değişiklikleri yapabilsinler.Kası , geliştirebilmek için ise tekrar edilecek aktivitenin yine belli bir kaIıba uyması gerekmektedir.Birbirine yakın zamanlarda üç set , otuz kere, elli kiloluk ağırlık kaldırmak bizim daha güçlü kaslara sahip olmamızı sağlar.Fakat siz elli kiloluk ağırlığı otuz kere gün içinde rastgele saatlerde kaldırırsanız kasa giden sinyal tutarsız ve yetersiz olduğundan kas hücresinin güçlenmesini sağlayamazsınız. Patern olmadan aynı tekrar sayısı ve aynı kilo çok , Lıl1a az etkili bir sonuç doğuracaktır.Etkili bir "hafıza" yaratarak gücü arttırmak için deneyimin paternli olması ve tekrar etmesi gerekmektedir.
*
Aslında orta şiddette, tahmin edilen ve belli bir kalıba bağlı ise, bir sistemi daha güçlü hale getirip daha fazla işlevi yerine getirmesini sağlayan şey strestir.Bundan dolayı , o anın kuvvetli bir kasının gücü, geçmişte maruz kaldığı ortalama seviyede stresten kaynaklanır.Aynı şey beynin stres tepki sistemleri için de geçerlidir. Ortalama tahmin edilen bir stres, stres tepki sistemlerimizi aktive eder.Bu da esnek bir stres tepki kapasitesinin oluşmasını sağlar.Geçmişin ortalama bir kalıba bağlı bir stresi, bizim şu anda daha güçlü bir stres tepki sistemine sahip olmamızı sağlar.
*
eğer bir sistem aşırı yüklendiyse (kapasitesinin üzerinde , çalışdıysa) sonuç, tamamen bir kötüye gitme, organizasyonel ve işlevsel bozukluk olabilir.
Günlük bağlamlarımızda tanıdık kalıplara kayıtsız kalınız.Öyle ki, gün içinde (diş fırçalamak, giyinmek gibi) yaptıklarımızın çoğunu unuturuz.Fakat tanıdık bir kalıp farklı bir bağlamda meydana gelirse bunu hatırlarız.Örneğin, bir kamp gezisinde güneş doğarken dişlerinizi fırçalıyor olabilirsiniz.Anın güzelliği öyle güçlüdür ki o anı çok özel bir an olarak hatırlarsınız.Duygular, bağlamın etkisini belirler.Güneşin doğuşunun yarattığı haz ve mutluluk "diş fırçalama" hafıza kodunda yenidir.Bu yüzden de, özellikle o anki diş fırçalamayı daha canlı ve unutulmaz kılar.Aynı şekilde, eğer bir deprem evinizi yıktığı sırada siz diş fırçalıyorsanız bu iki olay beyninizde sonsuza dek birbirleriyle bağlantılı olarak kalır ve ilerde bu iki olayı bu şekilde hatırlarsınız.Negatif duygular olayları pozitif duygulara göre daha hatırlanır kılar, bunun nedeni olumsuz olayları hatırlamak ve ilerde tekrarlanırlarsa onlardan kaçınmak hayatta kalabilmek için kritiktir.
*
Evi, dişlerini fırçalarken yıkılan bir depremzede için diş fırçasının en ufak bir görüntüsü bile o anki korkusuna çok benzer bir korku tepkisini doğurmaya yeterli olabilir.
*
Psikolojimizin kabullenişe değil şüpheye ayarlanmış olduğunu anlamak önemlidir.Yeni ve bilinmeyen bir aktivite kalıbıyla karşılaştığımızda alarm durumuna geçeriz.Böyle bir durumda beynin ana hedef i konu hakkında daha fazla bilgi almak, durumu incelemek ve ne kadar tehlike içerdiğine karar vermektir. İnsanlar için en tehditkar canlılar yine insanlar olduğu için tehlike arz eden bir başka kişinin ses tonu, yüz ifadesi, vücut dili gibi sözel olmayan tehditkar sinyallerini ayrıntılarıyla inceleriz.
*
Dissosiyasyon sırasında beyin, vücudu herhangi bir yaralanma için hazırlar.Kan uzuvlardan çekilir.Yaralarda kan kaybını azaltmak için kalp atışı yavaşlar.Endojen uyuşturucuları akışı (beynin doğal eroin benzeri maddesi) acıyı yok ederek, sakinlik yaratarak, acı verici olaya karşı psikolojik bir uzaklık hissi yaratır.
*
Travmanın etkilerinin çok küçük çocuklar söz konusu olduğunda bir ömür boyu devam etmesinin nedeni, beynin yaşamın ilk yıllarında çok hızlı bir şekilde ve bölüm bölüm büyüyerek gelişmesidir.Genç beyinler sevmeyi ve dili nasıl hızlıca öğreniyorlarsa olumsuz deneyimlere de o derece açıktırlar.
Ne olursa olsun, insanlar korkutucu bir olayla yüz yüze geldiklerinde hangi yaşta olurlarsa olsunlar en başta en yüksek kortikal bölümlerini kullanım dışı bırakırlar.Her ikisi de o an bizi bulunduğumuz durumdan kurtarmakta faydalı olmayacağı için plan yapma, açlık hissetme gibi kapasitelerimiz yok olur.Ciddi bir tehditle yüzleştiğimizde genelde "düşünme", hatta konuşma kabiliyetlerimizi yitiririz.Yalnızca tepki veririz.Uzun süren korku durumlarında beyinde kronik ve hemen hemen kalıcı değişiklikler meydana gelir.
*
İlişkilerin ve ilişkisel ipuçlarının önemini anlamak etkili bir terapötik çalışma ve hatta etkili anne babalık, öğretmenlik ve her türlü insani çaba için çok önemlidir.
*
Beyinde kendilik duygusunun oluşup gelişmesi veya gelişmemesi kişinin beyninin bu duygudan sorumlu bölümünü ne kadar çalıştınldığıma bağlıdır.Kendilik gelişimi için çocuğun kendi adına seçimler yaparak bu seçimlerin sonucunu yaşaması gerekir.Eğer size tek öğretilen şey kurallara uymanız gerektiği ıc;c, kendinizin ne olduğu ve neyi sevdiğinizi bilebilmenizin pek bir yolu yoktur.
*
Nelerden hoşlanıp nasıl bir insan olduklarını keşfetmeye başlayan birçok çocuğun sahip olduğu basit konularda seçim yapabilme imkanından yoksun bırakılmış bu çocuklarda benlik duygusu gelişmemişti.Kendi adına karar verme fikri bu çocukların bilmediği bir olgu olduğu için böyle bir karar vermek onları endişeye sürüklüyordu
*
Ağlayan bebeğimize binlerce kez cevap vererek, onun gelecekte kuracağı insan ilişkilerinden zevk alacağı sağlıklı kapasiteyi yaratmasına yardım ederiz.
*
Sevdiğimiz bir insanın elini tutmak bile güçlü bir stres azaltma ilacıdır.
*
Onun bakımını sürekli devam ettiren bir veya iki kişi olmadığı için, çocukların insan etkileşimini mutlulukla özdeşleştirmesini sağlayan belli ilişkisel tekrarları deneyimleyememişti.
Çocuk büyütmenin zevklerini hissedebilmek için gerekli nörobiolojik kapasiteden yoksunsanız gerginlikler ve sıkıntılar iyice büyür.
*
Süreklilik gösteren, fiziksel şefkat görmeyen veya sevgi bağları kurma şansları olmamış çocuklar, beyinde ödül ve haz ile insan insana ilişkileri birbirine bağlayan sistemleri kuran, tekrarlayan ve belli kalıplara uyan uyaranları almamış olurlar.
*
Bir çocuk ikinci bir dili ergenlikten önce öğrenmemişse, öğrendiği herhangi yeni bir dili hemen hemen her zaman aksanlı olarak konuşacaktır. Yabancı bir dili hayatlarının geç bir döneminde öğrenmiş kişiler gibi Virginia ve Laura sevginin dilini asla aksansız konuşamayacaklardı.
Yaşamın ilk yıllarında duygusal yoksunluk insanları diğer insanlardan nefret etme ve kin tutmaya da itebilir.
Beyin, gelişebilmesi için belli bir kalıba bağlı, tekrarlayan uyarıcılara ihtiyaç duyar.
Araştırmalar bir çocuğu başka problemli çocuklarla bir araya getirmenin kötü davranışları tetiklediğini göstermiştir.
Olumlu yönde ilerleyen kartopu etkisinde çalışma yeteneği gelişir, yetenek ödül getirir ve ödüller daha çok çalışmayı ateşler.
Erken yaşta yaşanan ihmalkarlığın çocuklarda nasıl empati yoksunluğuna ve şiddete yol açabileceğini tanıştım.
Beyin kişisel tarihimizi yansıtır.Genetik yeteneklerimiz ancak doğru gelişimsel deneyimleri uygun zamanlarda yaşarsak ortaya çıkar.Erken yaşta bu deneyimler çevremizdeki insanlar tarafından kontrol edilir.
...devlet kurumlarına bırakılan ve yeterli özel ilgi ve şefkatten mahrum büyüyen yetimlerin gözle görünür bir şekilde daha küçük kafaları ve daha ufak beyinleri olduğunu tespit etti.
Eğer bir sistem ihtiyacı olan şeyi ona ihtiyaç duyduğu zaman almazsa ona bağlı diğer sistemler de o an ihtiyaç duydukları uyaranları alıyor olsalar bile işlevlerini doğru bir şekilde yerine getiremezler.Sağlıklı gelişimin anahtarı doğru deneyimleri doğru zamanda, doğru miktarda almaktır.
...bebeğin şefkat dolu dokunuş ihtiyacı karşılanmadığı zaman insan teması ile zevk arasındaki bağlantı kurulamamış oluyor ve dokunulmak ciddi olarak nahoş bir deneyime dönüşebiliyordu.
Prematüre bebekler üzerine yapılmış çalışmalar nazik, ten tene temasın bebeklerin kilo almalarını, daha iyi uyumalarını ve daha çabuk büyümelerini sağladığını tespit etmiştir.Aslında, prematüre doğan bebeklerden bu şekilde masaj görenler hastaneden evlerine ortalama olarak bir hafta erken gönderilmişlerdir.Daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde masajın kan basıncını düşürdüğü, depresyona iyi geldiği ve beyin tarafından salınan stres hormonlannı azalttığı görülmüştür.
Her kültürde, sesi iyi olmayan annelerin bile bebeklerine şarkı söylemeleri müzik ve şarkının bebek gelişiminde ne kadar önemli olduğunu göslermektedir.
Stil kısmen sosyal yeteneğin bir yansımasıdır.Modaya uygun giyinebilmek için başkalarını gözlemleyip neyin "in", neyin "out" olduğunu öğrenmeniz ve size uyacak bir biçimde bunları kopya etmeniz gerekir.Bu konuda başarılı olabilmesi kişinin seçimlerinin hem bireyselliğini hem de uygun bir uyumu yansıtıyor olması gerekir.Ergenlerde bu tür işaretleri fark edememek felakete yol açabilir
edebilirlerdi.Son on beş yılda, sivil toplum örgütleri ve devlet kurumları erken çocuk gelişimi, doğru ebeveynlik ve yaşamın ilk yıllarında beyin gelişiminin ne kadar önemli olduğu üzerine eğitimlere önem vermeye başladılar.Hillary Clinton'ın "Bir Kasabaya Hakar", Rob Reiner'ın "Ben Senin Çocuğunum" der n eklerinden Sıfırdan Üçe organizasyonuna, United Way'in "Altıya Kadar Ba-:; arı"sına milyonlarca dolar halkı çocukların ihtiyaçları konusunda eğitmek için harcandı.
."Beynin insanlardan gelen sosyal işaretleri algılayıp, bunlara tepki vermesini sağlayan özel bir nöral sistemi olduğunu biliyor muydun?"
Munchausen sendromu:...başka birine şefkat gösterip bunun için değer görmek arzusundan kaynaklanan sağlıklı davranışların en uç noktasındaki patolojik bir durumdur.Aynı çeşit bir bağımlılık başka insanları aşırı ilgi ve fedakarlık davranışlarına sürükleyebilir. ..hasta başka bir kişiyi de hasta etmeye çalışarak yine aynı şekilde ilgi uyandırmaya çalışır
.İnsanlar anlamadıklanndan korkarlar.Bilinmeyen bizi korkutur.Bize tanıdık gelmeyen, tuhaf bir biçimde davranan insanlarla tanıştığımpızda ilk tepkimiz onlardan biraz uzak durmak olur.Bazen fa rklı olanı ötekileştirerek veya daha aşağı görerek, kendimizi daha akıllı, daha üstün veya daha yetenekli gibi algılanz.Türümüzün en çirkin davranışlarının kökü (birkaç tanesini adlandırmak gerekirse, ırkçılık, yaş ayrımcılığı, kadın düşmanlığı, anti-Semitizm) algılanmış tehdide karşı ortaya çıkan bu temel beyin tepkisinde gizlidir.Anlayamadığımız şeyden hemen korkmaya başlanz ve bu korku beynimizin rasyonel kısımlannı bastırabileceği için hemen nefrete ve hatta şiddete dönüşebilir.
İlişkiler değişimin aracıdırlar ve en etkili terapi insan sevgisidir.
Fakat gerçek iyileşme ve toparlanma (dünyadaki en iyi ilaç tedavisini ve terapiyi de görseniz) kalıcı, sevgi dolu ilişkiler olmadan mümkün olmaz.
Kötü muamele görmüş ve travmatize olmuş çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey yaşadıkları acıyı, stresi ve kaybı aza indirecek sağlıklı bir topluluktur.Çocuğun ilişki kalitesini ve sayısını arttıracak her şey işe yarayacaktır.Tutarlı, sabırlı ve sevgi dolu bir ilginin onlara çok yardımı dokunacaktır.
.Ruhsal olarak sağlıklı olabilmek için neye ihtiyaç duyduğumuz ile modern dünyanın bize sundukları arasındaki tezadı ebeveynlerin duydukları rahatsızlıklar da bize gösteriyor.İnternet, televizyon, şiddet uygulayan insanlar, pedofiller, ekonomik eşitsizlikler ve hepsinden de önemlisi, bu konulara tepkilerimizi şekillendiren kültürel değerlerimiz.Neyin yanlış gittiği ve ne yapılması gerektiği konusunda fikir aynlıkları olsa da, sağcılardan solculara hiç kimse, şu anki yaşam koşullarımızın sağlıklı olduğunu düşünmüyor. Liderlerimizin kalkıp şu soruyu sormaları gerekiyor: "Modern dünyada nasıl toplum hayatı oluşturabiliriz? Televizyon, e-mail, arabalar, uçaklar, psikoaktif ilaçlar ve estetik cerrahinin olduğu, günlerin yapay ışıklarla uzatıldığı modern dünyada ilişkiler nasıl derinleştirilebilir? Nasıl hem tüm bu olguların varlığıyla başa çıkıp hem de başkalarıyla olan ilişkilerimize sekte vurmak yerine, bu bağları geliştirmemize yardımcı olacak biyolojik ihtiyaçlarımıza saygı duyan bir dünya yaratabileceğiz?"
Bir çocuğun beyninin sözcükler, dersler ve organize edilmiş aktivitelerden daha fazlasına ihtiyacı vardır.Çocukların beyninin sevgiye, arkadaşlıklara ve oyun oynayıp, gündüz düşleri görebilmek için özgürlüğe ihtiyacı vardır.
Fakat dil gibi empati de öğrenilmelidir.Normal şartlarda ikisini de çocuklukta ediniriz.
Beynin gelişimi kullanıma bağlıdır, onu ya kullanırsınız ya kaybedersiniz.Eğer çocuklara başkalarıyla birlikte olmak, onlarla bağ kurmak, anlaşmazlıkları çözmek ve karışık sosyal hiyerarşileri anlamak için yeterince zaman vermezsek, beyinlerinin bu bölümleri çok az gelişecektir.
Aynca her türlü stresin olumsuz anlama gelmeyeceğini de fa rk etmemiz, çocukların güvenlik kadar risk ve zorluklara da ihtiyacı olduğunu bilmemiz gerekiyor.Çocuklar ı mızı korumak istememiz elbette doğal fakat hiç risk almayan çocuklar yetiştirmenin gelecek için o kadar da iyi bir şey olmayacağını anlamamız şart.
Çocukların beyinleri yavaş yavaş ve tekrar tekrar yaptıkları şeylerle şekillenir.Eğer küçük risklerin üstesinden gelmeyi ve bu seçimlerin sonuçlarıyla başa çıkmayı öğrenemezlerse daha büyük, çok daha karışık sonuçları içerecek olan kararları alamayacaklardır.
Çocuklarımızın deneyip kaybetmelerine izin vermeliyiz.Deneyimsizlikten kaynaklanan aptal, kısa vadeli kararlar aldıklarında acı sonuçlan yaşamalarına izin vermeliyiz.
Çocuklar olumsuz davranışlar sergilediği zaman, ilk aklımıza gelen şey onları cezalandırmaktır.Fakat uzun vadede bunun çok da işe yaramadığını görürüz.Mızmız, talepkar ve saldırgan davranışlar sergileyen çocuklara çok yüz verdiğimizi düşünerek, onları"şımarık" diye nitelendiririz.Oysa bu tarz davranışların, karşılanmamış ihtiyaçlar ve ortaya çıkarılamamış potansiyelden kaynaklandığını anlayamayız.Bir çocuğun nazik, verici ve empatik olabilmesi için ona öyle davranılması gerekir.
Dört yaşında bir çocuğun beyin büyüklüğü, yetişkin bir bireyin beyninin büyüklüğünün %90'ı kadardır.Beynin nöral ağlannın gelişiminin büy ü k çoğunluğu bu döneme rastlar.Yaşanılan deneyimler beynin organizasyonunu aktif bir biçimde şekillendirdiği için bu dönem, çok önemli ve hassas bir dönemdir.Bu dönem çocuğun gelişimi için büyük fırsatlarla doludur; güvenli, öngörülebilir, eğitici ve tekrarlayan deneyimler, genetik potansiyelin tamamının onaya çıkmasını sağlar.Fakat bu dönem aynı zamanda, tehdit, ihmalkarlık ve travmaların da en yıkıcı olduğu dönemdir.
Bu dur u ma bağlı süreç dolayısıyla, kötü muameleye maruz kalmış çocuklar anlaşılamaz ve görünüşe göre önemsiz "hassasiyetler" gösterirler.Uzun süren bir göz teması, hayati bir tehlike sinyali gibi hissedilebilir.Omuzuna dostça dokunmak, bir çocuğa, üvey babasının tacizini hatırlatabilir.İyi niyetli ve şaka yollu bir sataşma, evdeki aşağılayıcı ve giderek artan duygusal suistimali hatırlatabilir.Hiçbir şeyi doğru yapmadığının söylendiği bir evde yaşayan bir kız çocuğundan, tahtada bir problem çözmesinin istenmesi, ona "yetersizliğini" hatırlatabilir.Evde şiddet yaşayan bir çocuk, haf i f çe yükselmiş bir sesi bağırma olarak algılayabilir.Travmatize olmuş çocuklara yardım ederken bu tepkiler göz önüne alınmalı ve daha üst seviye beyin fo nksiyonlannı kullanabilmeleri ve uyarılma sürecinde geçirdikleri süreyi azaltabilmeleri için stres tepki sistemleri sakinleştirilmelidir.
"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder